Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

7 Aralık 2020

1984 Kitap Tahlili

1984 romanını bir bilimkurgu olarak nitelendiriyoruz ancak modern dünyaya karşı ve insanlık için çok özel mesajlar barındırıyor. Yazar, kitabında detaylarıyla kendi distopyasını aktarmış ancak bana göre böyle bir dünya öngörülebilir. O yüzden bu kitap 1948’den 84’e değil, binlerce yıl sonrasına bile yazılmış olabilir. *

Biraz içeriğinden bahsetmek gerekirse; eser, üç bölümden oluşuyor, ilk bölümde baş kahramanımız Winston Smith’i ve onun gündelik yaşantısını ve o zamanki dünyanın işleyişini öğreniyoruz. Dünya üç büyük ülke ve bazı bağımsız ülkelerden oluşuyor. Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya kendi içlerinde yönetimleri ve ideolojileri aynı olan fakat birbiriyle sürekli savaş içerisinde olduğu söylenen üç büyük süper güç. Winston’un hikayesi Okyanusya’da geçiyor ve halk üç sınıfa ayrılıyor; en alt katmanda proleterler yani işçi sınıfı vardır ve halkın büyük çoğunluğunu kaplar. Ülkeyi yöneten parti ise iç ve dış parti olmak üzere ikiye ayrılır. Big Brother adında varlığı belli olmayan bir kurucuya bağlıdır. İç parti, hükümeti ve siyaseti yöneten kişileri barındırır. Dış parti üyeleri ise orta sınıfta yer alır ve titizlikle yerleştirilen memurlardır.

İlerleyen bölümde; Winston’ın kız arkadaşı ile olan ilişkisini okurken bir yandan da ikisinin sistem karşıtı bireyler olduğunu ve partiye karşı olan düşüncelerini öğreniyoruz. Bu bölümde daha çok parti karşıtı düşünceler pekiştiriliyor. Winston, parti yönetiminin tarihi yok ettiğini düşünüyor. Ayrıca tüm yapılaşma ve devletlerarası savaşların kurmaca olduğunu, bu göz boyamanın sebebinin ise ekonomiyi ayakta tutmak ve devletlerin kendi varlıklarını koruyabilmek için olduğunu.

Son kısımda ise Winston’u ele geçiren iç partinin çeşitli işkenceler ve tekniklerle düşünce sistemini nasıl değiştirdikleri anlatılıyor. Dünyanın insanlıkla aynı yaşta olduğunu, akla gelebilecek her türlü tarihsel kanıtların yok edildiğini ve insanların köle gibi yönetildiğini öğreniyoruz. Hükümet düşünce karşıtı tüm insanları, 2+2=5 gibi gerçek olmayan düşüncelere, beyin yıkamalarla inandırarak otoriteyi elinde tutmayı başarıyor. Son olarak baş kahramanımız Smith de, Big Brother sevgisini kabullenmek zorunda kalıyor.

“Savaş Barıştır, Özgürlük Köleliktir, Bilgisizlik Kuvvettir”

Sürekli ekranlar tarafından izlendiğimiz, hayatımızın her alanından kısıtlandığımız, düşüncelerimizin bile yönetildiği ve düşünce polisleri tarafından yargılandığımız, kendi evlatlarımızın bizi şikayet edebileceği ve bizim bundan memnun kalacağımız bir dünyada yaşamak. İnsan duyularının yok edilmeye çalışıldığı her türlü yiyecek ve giyeceklerin yapaylaştırılarak tek düzene bindirildiği, üstüne üstlük düşünce kapasitemizi daraltabilmek için kelimelerin yasaklandığı, değiştirildiği ve uykumuzda dahi izlendiğimiz bir yaşam… Orwell her şeyi ayrıntısıyla düşünmüş ve yazmış. İnsan bu kitabı okurken, hem kendi yaşadığı hayatın değerini anlıyor hem de Winston’un yaşadığı bunalımları yaşarken kitabı elinden fırlatmak istiyor. Bilim kurguda kendini kanıtlamış bir yapıt, 1984. Tamamen değişmiş bir dünya ve dışarda ne olup bittiğinden haberi olmayan, öylesine devleti memnun etmek için yaşayan insanlar, bana çok ürkütücü ve kasvetli geliyor. 

Kitabı, soluksuz bir şekilde okuduktan sonra, bizim Dünyamızın da bu veya buna benzer bir şekile geleceğinin korkusunu hissederek uzun bir süre distopya eser okumama kararı aldım ve raftaki yerine kaldırdım.

(*) Verem tedavisi gören Orwell, kitabı 1948 senesinde tamamlamış ve ismini o yılın son iki rakamını değiştirerek koymuştur.

AHMET ERDEM IŞIK

4.5 2 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla