Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

24 Aralık 2020

Ağaç ve İnsan

Ferruh.
İnsanı en çok yoran hayal kırıklığı derdim. Fakat fark ediyorum ki hayal kırıklığının en acı veren tarafı, insanın sevilmediğini hissetmesiyle ortaya çıkıyormuş. Belki de hayal kırıklıklarımızın en temel neden beklentili sevgilerimizdir. İnsan, hep beklermiş Ferruh. Bilmeden, duymadan ve hissetmeden hep sanırmış, insan. İnsan sadece insandan değil, çiçeklerden ve hayvanlardan da beklermiş. Bazen bir çiçekte insanı hayal kırıklığına uğratabilir, sevmeyebilirmiş sahibini. Çiçeğini göstermez, yapraklarını büzer, belki kırılırmış. Bunun bazen suyla veya gün ışığıyla ilgisi de olmazmış. Bazen bazı çiçekler muhabbet istermiş, Ferruh. Konuşmanı, dertleşmeni, sevgi sözcüklerini beklermiş. Sen konuşurken o tüm samimiyetiyle susmak istermiş… Çiçekte beklermiş, Ferruh. Eğer ki sende sevgini verir, samimiyetinle ona mütebessim olur isen o da çiçekliğini yapar, kalp kırıklıklarını bir bir toplarmış. Fakat Ferruh, bir insandan bekleme bunları. Çünkü, insan insandan hiçbir şey beklememeli. Gün gelir insan insanı yıkar, perme perişan eder. Öyle ki toparlanamaz hale getirir ve en kötüsü kalbini taşlaştırır. Evet Ferruh, insan insanı taşlaştırır da. Bu yüzden sev ama sevilmeyi bekleme. Çünkü, bir çiçeğin yaptığını bir insan yapamaz. Araya gururlar, bencillikler girer. Ne yaparsan yap yaramazsın bazen insana. Hatta bazen çabaladıkça sarpa sararsın. Böyle durumlarda sus, Ferruh. Ne duyarsan duy, sus. Alevin içine alev saçmaktır, yanarken közler içine üfürmek… 

Ben, insanı bir fidana benzetiyorum. Toprağın, suyun ve havanın kendisini beslediği. Öyle ya insan belli bir yaşa gelene kadar masumdur. Her şeye ve herkese inanır. Bütün söylenen sözcükler doğrudur onun nezdinde, neden yalan olsun ki? Böyle böyle büyür insan. Dostlar edinir, yoldaşlar edinir. Ailem der ve bağlanır. Bağlandığı her şey, ağaca dal olur. Kırılacağını bilmeden, dallanır ve budaklanır. Gün gelir beslendiği hava kırar dalını. Gün gelir yağmur hezeyana uğratır. Yalnız, fıtratı olan topraktan zarar görmez, ağaç. O, ha bire kırılmasın ayakta kalsın diye can verir ona. Ağaç akıllanmaz kırıldığı yerden yeşerir. Yapraklar açar fakat gün gelir onları da kaybeder. Ve yeniden vahamete kapılır. Aldığı suyla yeşerir. Bilmez ki onu yeşerten toprak, ağacın terk ettiği yapraklarla ağaca direnç verir. Her kaybediş bir yenileniştir. Fakat ağacı yaşatan umuttur tıpkı insan gibi. Umudu sönüp kalbi taşlaştığı an, o gün yok olur, miladı dolar. İnsan da ağaç gibi umudunu yitirince kalbi taşlaşır, yaşamaya devam eder ama yüzünden tebessüm düşmüştür. Yaşar ama yaşamaz aslında. Bu yüzde Ferruh, asla umudunu kaybetme. Sev, sevebildiğine mutlu ol. Başkasıyla meşgul olma. Sen, sende olanı gör. Sevilmeyi ancak özünden sana sevebilmeyi bahşedenden bekle. Şükret, her şeye rağmen katılaşmayan kalbine. Ve son olarak Ferruh, seni en çok seven belki tek sevenle dualarda buluş. İste; kalbinin arınmasını, ruhunun ve dilinin güzelleşmesini, en çok sevebilmeyi iste, Ferruh.

Alime Büşra İnce

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
1 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
1
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla