Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

6 Ekim 2020

Aklımda Ninem ve Salıncakta Arkadaşım

Bir parkta salıncak arkadaşımın neşeli sesiyle salınıyoruz.  Henüz tanışmadım ama zürafaların neden bu kadar uzun olduğu, kaplumbağaların niye yavaş olduğunu sorguladığı yaşta oluşu aşikâr.
Belli ki gökyüzüne bir kuş gibi uçan salıncağı onu özgür yapıyordu ki kahkasına sessiz çınarlar kulak kesilmişti. Ninesinin onu her havaya savuruşunda katıla katıla gülüyordu.
Ah be nine beni de göğe uçursan olmaz mı?
Belki bir nebze olsun yüreğim kuş olur.
Ama beni göğe uçuracak ninecim  çok uzaklarda ya fıtık ağrıları ile meşguldür ya da hiç bitmeyecek  olan  örgüsünde kendisini kaybediyordur.
Yalnızlığını dindirdiği bu gibi uğraşlarla acaba yıllar önce kazada vefat eden  dedemi unutmaya mı çalışıyor diye yıllarca düşündüm.
Ama ninemin; dedemden her bahsedilişinde bir iki çift  laf etmeyişi de hep aklımı kurcalamıştır.
Bu durum hikayelerinde sürekli  bir deveden bahseden ninemin deveyi hayatında hiç görmeyişi kadar tuhaf gelir. Dedeme değinmeyişi…
Arkadaşım göğe uçmaktan vazgeçmişe benziyordu. Salıncaktan indi ve sanki sıra salıncağınmış gibi onu gökyüzüne savurdu. İkindinin sessizce ayrıldığı şu zaman diliminde ona bir iki çift laf söylemek istiyordum.
Diyemezdim.
Ya korkar da benden kaçarsa.
Aslında ne canavarım ne de salıncak hırsızıyım.
Ama ona bunu anlatmam için de konuşmam lazım.
Ama ağzımı açarsam eğer bir kuş olup uçup giderse şu parkta kimsem de kalmazdı o vakit.
Sustum sadece..
Ama onunla konuşma fırsatım olsaydı ona şunu sorardım:
Küçük kız senin ninen dedenden sıkça  bahseder mi?
Sahi deden yaşıyor mu?
Bu bayram da dedene el öpmeye gidecek misin?
Küçük  arkadaşım koşarak kaçtı salıncağından.
Belki de ninesine dedesini sormaya gitti.
Belki  de onların upuzun bir hikayesi vardır; ninesinin günlerce anlatacağı,
bahsederken gözlerinin sevgiyle  dolacağı, belki de sonra bir gönül şarkısı dillendireceği kim bilir.
O gitti boş salıncak rüzgarla savruldu.
Ben yine gökyüzüne hasret biri olarak kaldım..
İşte şimdi sahne sırası bana nispet yaparcasına  uçan serçede…
Salına salına yürüyüşün ardından gökyüzünde yerini  buldu.
Dost meclisiyle Antep halayını mı oynuyor ne?
Neyse hiç havamda değilim.
Evime gitmek istediğimden de emin olmayarak bir yola saptım. Kim bilir belki yolda göğe hasret birine rast gelirim.

Zehra Çelik

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x