Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

11 Eylül 2020

Başlangıcı ve Sonu Olmayan Eşik

Günün yabancı saatlerinde söze başlar gibiyim.

İlâhî bir eşikte oturup

Tutuyorum eteğinden, hava boşluğumda biriken şeyleri.

İleriden gelen tehditkâr parmak, ürkütüyor bedenimi.

Dikdatör ve tehditkâr ruhlu bir şiire neden bu kadar bağlandım…

Şimdi tutsun ellerimden öven yabancı

Tutsun ve kurtarsın dizlerimi nasırlaşmaktan.

Bu eşikten ayrılmadan…

Şu saatler, gönül kaşânemde oturup,

Fikir kazanımdaki sözleri karıştırıyorum.

Ve ellerim, bu şavksız gecede sözleri bulandırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Bu gecede, gözüme değen şey sadece hayat tablosu oluyor.

O vakit yeni bir alfabe keşfine başladığımda,

Dilsizliği en yakınımda hecelemeye başlıyorum.

Bu şavksız gecede, Bir mahzende gibiyim.

Cümlelerle yitip gidiyor, gölgesiz kaldığım duvarların sertliğine çarpıyorum.

Hayatın iki yakasını bir araya getirmek için, sebepleri sonuçların kıyısına iliştirmeye…

Istırabın ekmeğinden defalarca tatmama rağmen, bu sefer bölüp parçalamaya…

Kalbimin mahdutundan bir adım ileri geçmeye…

Gücüm yetmiyor ve bunlar güven telkin etmiyor gibi.

Bütün tazallümüm kendime.

Kendimle göz göze gelmekten başkaya yaramadığım günlerdeyim.

Metruk binanın güneş değmemiş penceresinden bakarken,

Hüznü kaybedip kaybedip, tekrar buluyor ve yavaşça takıyorum parmağıma.

Günler dediğim vakitlerde,

Çengini saç tellerim oluşturuyor.

Ve hangi şarkıyı söylüyor bilmiyorum.

Her insan gelip, bir tel vurup gittiğinde,

Kendimi sıkı sıkı tuttuğunu farkediyor, ve omzumda bana dâir şeylerin, bir titremede uçup gideceği hissine kapılıyorum.

Bir kuyu diyorum

Bir kuyu bulup içine hayatı fedâ etme gereksinimi duymazken,

Kuyunun içinde olduğumun farkına vardığım anda,

Hayata gerebilecek bir genişlikte göğsüm kalmıyor.

Âvâze istemezken bu dünyadan,

Bir sözünü işitmek isterdim.

Ama belledim.

Sırtımı bir makâma dayatıp,

Sen beni kendinle infâ ettin.

Her neyse…

Bunu iyi belledim.

İfadeler söz sandığını terkettiğinde başladı o sessiz günler.

Sözdeki miydi hakîkat, yoksa mânâdaki miydi?

Aradım durdum.

Bu eşikten başka bir şey isteseydim, terk yoluna gitmeyi değil, o eşikte en saf halimle kalıp ölmek isterdim.

Ve yalvarırdım ilâhî sese,

İlâhî eşikten.

Behrem nerde Ya Râb! söyle onu en güzel şekilde bekleyeyim…

Bedi

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla