Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

17 Ekim 2020

Ben Bizden Değilim

Her toplumun kendisini temsil eden, kültürünü yansıtan bir kıyafeti vardır. Peki, neden bizi yansıtan ortak bir görüntüyü tercih ederiz? Bu durum bizi biz mi yapar? İnsan oluşumuza ne katar? Elbette ki milliyetçi yönümüzü kabartan, göğsümüze gurur dolduran yönü vardır. Dış görüntüden ziyade içimizin görüntüsü de tek tip olabilir mi? ‘Her insan bir âlemdir.’ sözünün anlamını yitirdiği bir çağda yaşıyorum, herkesleşiyorum. Bu süreç öncelikle dış görüntümün herkesleşmesiyle başlıyor sonra inceden inceye içime işliyor. Salgın gibi yayılan tek tip düşüncelere karşı kendisini sorgulamasını isteyen, topluma karşı özgün bir duruş sergilenmesini bekleyen her çağda ve her zamanda herkesleşmeye karşı kıyafetlerine renk katıp içini bir gökkuşağı gibi topluma yansıtan aykırı insanlar olmuştur. Ve tek renk gören bize kötü bir haberim var. Tarihi her zaman farklı renkler şekillendirmiştir. Bu kişilerin hayatına bir bakış ile hem neden kendimize ait bir söylemimiz olması gerektiğini hemde bunu nasıl yapabileceğimiz hakkında bilgi alabiliriz. En eskilerden başlayacak olursak bu kişi Habib-i Neccar’dır.

Biliyoruz ki rabbimiz bu kıymetli kimseden Kur’an’da bahsetmiştir. Muhakkak ki en güzel bilgi rabbimiz katından gelen bilgidir. Yasin suresinin 20. Ayetinde “şehrin ta öbür ucundan bir adam geldi koşarak” diye bahsediliyor. Ve bu kişinin rivayetlerde Habib-i Neccar isminde bir kişi olduğu söyleniyor. Kavminden farklı olan bu adam insanlara, kavmine “Ey kavmim, elçilere uyun!” Deme cesaretini gösteriyor, kendisini taşlamak üzere birleşen insan topluluğuna karşı dik bir duruş, özgün bir karakter sergiliyor. İnsanların nefsini rahatsız edebilecek sözler söyleme cesaretinde bulunuyor. Kavmim ben sizin gibi düşünmüyorum, ben sizden değilim, diyor.

Eğer yakın çağımızdan bir kimse görmek istiyorsak bu kişi de Rachel Corrie’dir. Rachel İsrailin Filistin’e karşı yaptığı zulmüne bedenini siper ederek karşı koymuştu.

Rachel annesine bu durumu şu cümlelerle iletiyor; “Dünyada böyle bir zulmün kıyamet koparmadan gerçekleştirilebileceğine inanamıyorum. Dünyanın böyle korkunç bir hale gelmesine göz yumuşumuza tanıklık etmek, canımı yakıyor, geçmişte de yaktığı gibi”. Yüreği güzel bir insanın dünyadaki fıtrata aykırı, insanlığa ters olan sahneleri izleyemediğini ve buna karşı elinden geleni yapmaya çalıştığını görüyoruz. Belki zulmü engelleyemedi ama zulüm bizden ise ben bizden değilim diyerek sonsuz bir yankı uyandıracak bir duruş sergiledi. Bu durum bana biraz da Sokrates’in ölümünü anımsattı. Kurtulma şansı olmasına rağmen ölümü tercih etti ve inandığımız değerler uğruna ölümü göze alamıyorsak inandığımız ya da inandığımızı sandığımız değerler sorgulanmalı mottosunu bizlere bırakmıştır. Zaten Kemal Sayar’ın Rüknettin’i de kalbini kalabalıklara sunup karşılığını alamayan değil midir? O güzel mısralara da yer vermeden farklı bir bakışı ele almak olamazdı.

“Herhalde hep böyledir.

Bu dünya sevenlere bir tuzaktır Rüknettin.”

Burada sadece hislerimize yer verelim; Rüknettin bu dünyada bir varoluş mücadelesi vermenin adı gibidir. Kalbi tanıştırıyor bizleri, sureti ile değil, yaşantısı ile değil kalbi ile… Suretlerimizin, giyimlerimizin yani dış görüntümüzün tamamen ön planda olduğu, popüler insanlar tarafından tasarlanıp bize satıldığı bu çağda hiç kalbinizin nasıl göründüğünü düşündünüz mü? İsmet Özel’in de söylediği gibi;

Dilce susup bedence konuşulan bir çağda biliyorum kolay anlaşılmayacak.

Bu dizeleri açıklamak anlamı sınırlandırmak olur belki de… bazı şeyler aynaya bakmak gibi herkesin baktığı kadar anlamlı olmalı. Bazen sadece bakmak ve anlamaya çalışmak gerekir diye düşünüyorum. O yüzden sizlere bu satırları bir ayna olarak bırakıyorum. İşte böyle topluma dayatılan aynı şekle bürünmüş görüntülerin arasından yani popülariteden ayrılıp kendine ait söylemi olan insanlar bir şekilde tepki almıştır. Çizginin dışına çıkmak cesaret istemiş ve bu cesareti gösteren kimselerin ortaya koydukları söylemler er ya da geç hak ettiği değeri bulmuştur ve bulacaktır.

Esma MOL

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla