Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

24 Aralık 2020

Ben’i i Bir Başkası Olmayanlara

İnsanı, nâm-ı diğer Homo Sapiens’i diğer canlılardan ayıran birçok fark var; zeka, merak, irade, algı ve yetenek gibi. Peki esasında insanı diğer insanlardan ayıran, hayat gailesi haline gelmesi gereken şey ne olmalı? Bizi bugün birbirimizden ayıran, koşturduğumuz dünyanın karmaşasından çıkaracak şey ne olmalı? Kemal Sayar bir söyleşide ‘Biz bu dünyaya mutlu olmanın değil iyiliğin, güzelliğin ve hayrın sınavını vermeye geldik’ der. Her birimizin aynada benzer suretlere büründüğü günümüzde, benzediğimiz şeyin sınava hazırlığımız olması gerekir. Ancak biz bir şekilde daha çok beğenilmenin, toplumsal kabul görmenin, seninki doğru ama benimki de şöyle diye direttiğimiz o ben’in peşindeyiz. 

‘Hafıza-i beşer nisyan ile malûldür’ ve bize lütuf olarak verilen o unutma nimetini ne yazık ki dünyaya gelme amacımızda da gösteriyoruz. Yaşamın o ince tınısına kapılıp esas şarkıyı kaçırıyoruz. İyiyi bir tek kendimiz için isterken iyiliği tüm dünyaya yayma vazifemizi atlıyoruz. Hâl böyle olunca hatırlamamız gerekeni unutuyor, içi boş, her günü birbirine benzer basit bir yolculuğa devam ediyoruz. Peki nedir bir insanın hayatını dolduran şey? Makam, kariyer, aile, aşk? Bunların hepsi insana emanet değil mi ; tıpkı emanet olan bedeni gibi. Emanetin içini dolduransa ruhun doyumudur esasında. Fikrimce ruhun doyumunun ilk esası  ‘ikra’dır,  ilim öğrenmek ve öğretmek adına.

 Hz. Ömer her gün kendisine “Ya Ömer Allah’tan kork, ölüm var!” diye hatırlatılmasını ister, gün gelir saçına aklar düşer ve o zaman hatırlatmadan vazgeçer çünkü bilir ki saçına düşen aklar ona yaşlandığını, bu dünyadaki görevini tamamlamaya yaklaştığını hatırlatır. İnsanın dünya yolculuğunda ölümünün eri ya da geçi yoktur. Bundan dolayıdır ki sorumluluk bilinciyle genç, yaşlı her sabah kendimize şunu hatırlatmalıyız: “Ya insan Allah’tan kork, ölüm var, senin ölmeden önce yerine getirmen gereken sorumlulukların var. Ey sen aynadaki suretim, pek sevgili insanoğlu/kızı; ayrılmaya ödünün koptuğu bu dünyaya neden geldin? Bugün hayatını, etrafını ne kadar güzelleştirdin, bir kuşun yuvasını yaptın mı mesela, bir çiçeğin susuzluğunu giderdin mi, bir acıya ortak oldun mu, bir ağrıyı hissettin mi kalbinde, kilometrelerce ötede ciğeri yanan bir annenin feryadına kulak verdin mi, yapılan onca zulme hiçbir şey yapamıyorsan dahi kalbinle buğz ettin mi? Sokak satıcısına gülümsedin mi, yoksa dilinden dökülecek iki kelamın zekatını bile çok mu gördün karşındakine? Unutma bu dünyaya bir kere geldin, tıpkı etrafındaki milyonlarcası gibi.

Seni diğer canlılardan ve diğer insanlardan ayıran sorumluluğunu ve emanet bilincini unutmaman temennisiyle sevgili insan.

      

 

                                                                    Mihman

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla