Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

18 Temmuz 2021

Biz Hayatı Geçirdiğimiz Baharlardan İbaret Saydık

Yaşamayı kaçırdığımız, yaşamanın değerini anladığımız, hayatlarımızın insanlarla, sarılmayla, konuşmayla tamamlandığını fark ettiğimiz günlerdeyiz. Dokunmanın ne kadar gerekli olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyoruz, özgürce yaşamanın, gezmenin ve kahkahaların hayatın ayrılmaz bir parçası olduğuna kanaat getiriyoruz. 

Hayatın sıkıcılığından yakındığımız günler art arda geçerken hayatın değerini anladığımız, anlarken hüzünlendiğimiz ve peşi sıra kayıplar yaşadığımız bir çağa denk geldik. Ölüm yanı başımızdayken bize daha fazla yaklaştığını, bizimle dokunduğumuz her yerin de yok olabileceği bir salgınla karşılaştık. Ölüm ve sebep olmak… Bu iki kavramın ayrı ama aynı olduğunu anladığımız günler geçiriyoruz. İnsan insanla güzelmiş, insan sarılmakla tamamlanırmış ve insan dediğimiz mahlûkat başka insanlar olmadan eksikmiş. İki güzel sohbetin, gün sonunda sarılarak ayrılmanın değerini anladık, bir dostun gözlerine, o gözlerin bir sonbahar akşamında elveda deyişine hasret kaldık.

 Bu denli ölüm varken bu denli hayat yıkılırken sadece bu olanlara tecrübe olarak bakmak bencillik değil mi? Biz zaten çok bahar geçirdik, biz zaten çok bahar kaçırdık ama en ağırı hiç şüphesiz buydu. Hayatın varlığını yaşamak ve yaşadığımız hayatın sevdiklerimizle değerli olduğunu anlamak. Doğa geçen her bahar için bizden intikamını alırken ve biz durmadan haklı intikama saldırırken; biz geçen her hayat için ağlamak dışında bir şey yapamadık. Hayatın varlığı, hayatın yokluğu, hayatın yanılsamasını ve hayatın kendisini anladık.

Mutlu olduğumuz anın içindeyken bu kadar özel ve bu denli huzur verdiğini bilmediğimiz korkarak yaşamaya devam ettiğimiz yüzlerce gün geçirdik. Biz tam anlamıyla mutlu olmayı hiç beceremedik. Zaten çağa olan nefretimiz bizi müşkül akşamüstleriyle yalnız bırakıyordu. Biz mutlu olurken sadece mutluluğumuza odaklanamadık ve biz hayatı geçirdiğimiz baharlardan ibaret saydık. Yaşadığımız anın tadını çıkartmayarak, hayattan alacağımız dersleri düşünmeyerek istediğimiz gibi gitmeyen her şey için üzülmeye devam ettik. Tutunmaya çalıştığımız hayatımızda geçen baharlara gülümseyemedik. Zor zamanlar yaşadık, tecrübe adını verdikleri gereksiz acılarla baş ettik. Tecrübeye gerek var mıydı geçen günlerde? 21. Yüzyılın insanları tecrübe hayatın gerçeği falan değil tecrübe acı çektiğiniz ömrün toplamı. Tecrübe; hayatın tokadı ve yalnız kalmanın bedeli. Tozpembe olan hayatın gerçekleri ve bu gerçeklerde yaşanan hayatların acı tablosu. Tecrübe adını verdiğimiz hüzünlerin tamamı. Kandırmaya kanmaya devam eden çocukların hepsi;  tecrübe acının, hüznün, gözyaşın karışımı. Tecrübenin güzel bir şey olduğuna inanmaya devam edin ben baş kaldırıyorum tecrübe dediğimiz hatalara, kaybettiğimiz her duygunun yerine geçen boşluğu tecrübeyle doldurmaya baş kaldırıyorum.

 Yaşanması mümkünken yaşayamadığımız her ana üzüldük. Yaşanan anlara ise kahrolduk. Olan, olmayan, yaşanan, yaşanmayan her acıya her mutluluğa sonra bir şey bulduk. Bize acı veren şeylerle barışmadık. Evet, biz geçen baharlarda hak etmediğimiz şeyleri yaşadık. Evet, böyle olmayabilirdi ve evet adalet insanların düzeninde yoktu. Olan oldu ama olan geçti. Yitirdiğimiz baharlarda yitirdiğimiz acılara ve yitirdiğimiz mutluluklara gülümsemeyi öğrenmeliyiz. Tecrübe kelimesinden korkmalıyız. Hata yapmaktan korkarak yaşamaktan bahsetmiyorum hata da yapmalıyız ama yaptığımız hatalar elimizde kalanlara değmeli. Tecrübe üzerine daha fazla yoğunlaşmayıp hayatımızın iplerini kendimiz tutmalıyız. Geçen baharda yitirdiğimiz her şeyle barışmalıyız. Neden sorusunu sormayı bırakmalıyız. Öyle istedi ve öyle oldu. İpler elimizde evet ama hepimizin ipleri birbirine bağlı. İpi bırakan her insandan hepimiz sorumluyuz. İpini tutan biri sadece senin ipini tutmayı bıraktığında ise sende onu düşünmeyi bırak. Tutunamayan insanlar ve tutunmayı bırakan insanlar… Sen tutunanlardan ol. Biliyorum çok zor tutunmak, biliyorum tutunamamakta var bu işin sonunda ve biliyorum tutunduğun her şeyin yok olma ihtimali de var. Olur, öyle şeyler tutunduğun şeyler çöker, tutunduğun hayatlar biter, tutunduğun anlar silinir ama sen vazgeçme tutunamadığın anlarda bile kendinden vazgeçme. Bu yüzden önce kendine tutun. 

Geçtiğimiz bahar tutunamadığımız anlarımızla dolu olabilir bizde o zaman sonbaharı bekleriz. Yağmur yağar hem yapraklar düşer hava ılıklaşır güneş utanarak sana yüzünü gösterir, sen hayata gülümsersin, hayat geçen her şey için senden özür diler, hayat üzüldüğün her şey için seni pişman eder ve sen geçirdiğin baharlara üzülmeyi bırakır sonbaharın tadını çıkartırsın. 

 

Elif HAZAR

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla