Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

18 Temmuz 2021

Bu Dünyanın En Çok Yeşilini Sevdim

Bir çocuk uzaktan geliyordu. Koskocaman ömrü yalın ayak yürümekle geçmişti. Hayata karşı dik duruşunu dağlardan aldığı kudrete borçluydu. Annesiz büyümekte onu daha cesur kılmıştı. Vadiden akan su onun dünyasında yolu olmuştu. Islanmak, güneşlenmek, yüzmek ve hayal kurmak ancak nehre girmesiyle mümkündü. Ama öğretiler bunun asilik olduğunu söylüyordu. Haykırmak, uzaklara gitmek bir meçhule doğru yürümek sadece hayal kurmaktan ibaretti. Günler, geceler ve dahi yıllar birbirini kovalarken gülümseyebilmek bir iyi niyetten ibaretti. Yürüdüğü yol bitmiyor, haykırdığında dağdan sesler yankılanmıyor, dua ettiğinde tanrı sesini duymuyor, mavi gözleri buluta yalvardığında yağmur merhamet etmiyordu.

Acılar insanı olgunlaştırıyor ama zaman insanı yaşlandırıyordu. “Bir deniz ne kadar derin olabilir? Bir çocuk ne kadar yürüyebilir? Ufuk bu kadar karanlık, umut bu kadar uzakta olabilir mi?”

Yol bitti, çocuk Ashâb-ı keyfin Mağarasına girdi.  Derin bir nefes aldı ve bağırdı. Ey İsa’nın tanrısı ey Musa’nın tanrısı ey firavunun tanrısı neredesin?

 

Mesut ÇAÇA

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla