Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

10 Aralık 2020

Çağda Yönlendirilen

“İçinde yaşadığı çağı tanımayan, tanımlanır.” 

| Yusuf Kaplan 

Yaşadığımız çağı gözlemlersek, çağın neresinde kalıyoruz? “İçinde bulunduğumuz çağ, bizim çağrımızın çağı mı?” Hayır, değil. O halde akışa kapılmaya lüksümüz yok. Boşa harcayacak, heva ve heveslerimize ayıracak zamanımız yok. Bir faydası olmayan bazı duygularımızın bizi yönlendirmesine de izin veremeyiz. Yönlendirilen değil yönlendiren olmalıyız. Bu çağda yaşayıp bu çağı yaşamayacağız. Çağ aşmalıyız. Fatih olmalıyız gemileri karadan yürüten, Mimar Sinan olmalıyız yapılarıyla dilden dile dolanan… Mehmet Akif Ersoy’un “Asım’ın nesli” , Necip Fazıl’ın “Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!” şuurundaki bir gençlik olmalıyız. 

Çağ aşmazsak, çağda kayboluruz. Bir bakmışız ki çağ bizi aşmış. Aşmak için bizim de söyleyecek bir sözümüz olmalı. Nitekim “Bu dünyada söyleyecek bir sözümüz yoksa bu dünyada yaşamamızın da bir anlamı yok.” Bir söz söylemek istiyorsak da pak ve sağlam bir zihne sahip olmamız gerekiyor. Peki, zihnimiz nasıl? Çok üzgünüm ama “Zihnimiz çağdaş hurafeler çöplüğüne dönüşmüş.” Onu bu çöplükten kurtarmamız gerekiyor. Peki, bunu nasıl yapacağız? Devrimle.. Zihinde devrimle. Biz farkında olarak ya da olmayarak zihnimiz işgal edilmiş durumda. Düşünmemiz gerektiği gibi düşünemiyoruz. Birilerinin istediği gibi düşünüyoruz. Bunu bilinçaltımızla oynayarak mı yaptılar, evimizdeki televizyon gibi teknolojik aletlerle mi, sosyal medyayla mı…? Sorgulamak gerekiyor. Zihnimiz hasta. Hastalığın tespitini yapıp ona göre nedenini, niçinini; tedavisi için neler yapmak gerektiğini bulmamız gerekiyor. Zihin işgali asla basite alınacak bir şey değildir. Dışardan fiilen alamadıkları kaleyi içten fethetmek demektir. Teknoloji üzerinden zihin işgalinden bahsedelim. Teknolojik aletleri doğru kullanmazsak zihnimizin kontrolünü kaybederiz. Örnek olarak çocukların izledikleri çizgi filmleri ele alalım. Detaylı incelendiğinde altta yatan subliminal mesajlar tüyler ürpertici. Her kanaldan her çizgi filmi izletemeyiz, seçici olmamız gerekiyor. Unutmayalım ki “Ağaç yaşken eğilir.” Çizgi filmlere, dijital ortamda oynandıkları oyunlara vs. Dikkat etmezsek gelecekte bunun faturasını acı bir şekilde öderiz. Bu durum sadece çocuklar için geçerli değil, bizim için de geçerli. Normalde evimizde yapılmasına, yaşanmasına asla tahammül edemediğimiz şeyleri izliyoruz. Bunlar inancımıza, değerlerimize ters düşmesine rağmen ses çıkarmıyoruz. Daha sonrasında farkında olmadan normal bir şeymiş gibi geliyor bu izlediklerimiz. Alışıyoruz ne yazık ki. Amaçları da zaten bize alıştırmak ya.

 

Biz teknolojiye yön vermiyoruz. O bize yön veriyor. Kendi yaptığımız icatların kölesi olmuş durumdayız. Bundan kaynaklı olarak bizden alınan diğer bir şey de zaman.. Zamanımızı gereksiz yere öldürüyoruz ekran başında. Kendimizi dizilere, televizyon programlarına göre ayarlıyoruz. Kıldığımız namazı bile onlara göre reklam arasına sıkıştırarak kılıyoruz. Halbuki namazımızı zamana göre ayarlamak yerine zamanımızı namaza göre ayarlamamız gerekiyor. Zamanımız heder olup gidiyor. Unutmayalım zamanın geri dönüşü yok. Hayat sonsuz değil. Yaşayacağımız günler sayılı. Ân’ı öyle yaşamalıyız ki sonrasında pişmanlıklar olmasın. Dolu dolu yaşamak gerekiyor hayatı. İyi ki yapmışım dediğimiz şeyler olmalı. Hatırlayınca mutlu olacağımız anlar yaşamalıyız. Peki acaba “Hatırlamaya değer mi yaşadıklarımız?” 

 

Zamana yenilmememiz lazım. Çağın safsatalarına yenik düşüp yok olamayız. Söyleyecek bir sözümüz, kuracak bir cümlemiz olmalı. Bir iddiamız olmalı, hayata geçirmek için elimizden geleni yapmamız gereken. 

Esma Aslan

 

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla