Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

18 Temmuz 2021

Cesur Yeni Dünya

Bu yazımda Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sından bahsedeceğim. Kitabın kritiğini yapmaya başlamadan önce sizlere Huxley’in bu eseri yazmasındaki asıl amacına değinmek isterim. Huxley’in eseri kaleme almaktaki amacının; doğal evren düzenine müdahale etmek isteyen ve gün geçtikçe dünyaya hükmetme politikasını genişleten o günün Amerikasını yermek olduğunu söyleyebiliriz. Huxley olması muhtemel bir geleceği kurgulamak istemiştir aslında. Kitap ilk kez 1932’de basılmıştır. Basıldığı günden itibaren oldukça dikkat çeken bu eser bir kült eser niteliği taşımaktadır. 

Kitapta kurgulanan Cesur Yeni Dünya “F.S 632’de İstikrar Yılında” geçmektedir. Buradaki “F” kısaltmasından kasıt Ford’tur. Ford o Dünyanın bir nevi yaratıcısı niteliğindedir. Cesur Yeni Dünya halkı Ford’u tanrılaştırmaktadır. Bu dünyanın sloganı cemaat, özdeşlik, istikrardır. 

Dünya Devleti olarak isimlendirilen bu devlet iki milyar nüfusa sahip, sınırsız kaynakları olan mutlu vatandaşlardan oluşmaktadır. Bu devlette insanlar “Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi” adı verilen bir yerde dünyaya gelirler. Her vatandaşın rolleri doğumundan önce belirlenmiş ve o rollere göre eğitimler verilmektedir. Bu eğitimler bilinçaltı kodlamaları ile gerçekleşmektedir. Bu eğitime şartlandırma ve dayatma isimlerini vermektedirler. Şartlandırma adı verdikleri eğitim uykuda gerçekleşmektedir. Bu şartlandırma ile mutlu ve itaatkar bireyler dünyaya gelmektedir. Bunun yanı sıra şartlandırma eğitiminde dünyaya gelecek bireylerin kitaplardan ve çiçeklerden nefret etmeleri sağlanmaktadır. Aksi takdirde okuma yapan birisinin şartlandırmasının bozulabilmesi söz konusu olacaktır. Sistemin bozulma ihtimaline karşı bireylere tarih öğretilmiyor ve nefret edilmeleri sağlanılıyor. Tarihin boş bir meşguliyet olduğu vurgusu yapılıyor. Kitapta bu iki kavram sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Dünyaya gelen her insan bir gruba aittir. Her grubun belli özellikleri ve görevleri vardır. Grup üyeleri bu özellikleri ve görevleri severek yerine getirmektedir. Dünya devletindeki insanların kendi hayatlarını yönlendirmek gibi bir lüksü yoktur; onlar yalnızca devlete hizmet etmek için varlardır. Bu devlette aile kavramı yoktur. Aile kavramının yerini devlet almaktadır. 

Kitapta insanı şaşırtan bir şey var ki o da insanların özel günlere verdikleri önem. Özel günleri coşkuyla kutlayarak “Soma” adını verdikleri bir içeceği tüketmektedirler. Bu ilacı tüketerek istedikleri yerde oldukları his ve düşüncesine kapılıyor böylece kısa süreli mutluluk yaşıyorlar. 

Ayrıca bu devlette yaşlılık söz değil. Yaşlanmanın önüne geçerek yaşlılıktan kaynaklı fizyolojik sorunları da ortadan kaldırmış olmaktadırlar. Ölüm konusuna gelecek olursak ölüm bireylere sevdiriliyor ve ölüm fikrinden korkmamaları sağlanıyor. Bu dünyada insanlar nasıl yaşarken o dünyanın malı niteliğindeyse ölümleri de o nitelikte oluyor. Ölüler fosfora dönüştürülüp enerji olarak kullanılıyor.

Dünya devletinde bütün bunlar yaşanırken diğer bir tarafta bu dünya düzenini kabul etmeyen bir topluluk bulunmaktadır. Bu topluluğun bulunduğu bölgeye “Vahşi Bölge” adı verilmektedir. 

Kitabın ilerleyen kısımlarında bu iki farklı dünya fikrinin karşı karşıya gelerek bir çatışma yaşanacağı düşüncesi kitabın bir diğer sayfasına geçmek için heyecanımızı her daim canlı tutacaktır. 

Kitabı okurken Dünya Devleti ile günümüz dünyası arasında oldukça fazla benzerlikler bulunduğunu göreceksiniz. Dünya Devleti insanların adeta bir fabrika ürünü gibi tek tipleştirildiği mekanik bir yapıdır. Tefekkürden, sorgulamadan uzak bilinç yoksunu bireylerin mensup olduğu Dünya Devleti sizce de günümüz dünyasına benzemektedir değil mi?

Zümra KOZAK

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla