Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

24 Aralık 2020

Çocukluk

Çocukluğumuz, hayat ağacımızın kökleridir. Mevsim mevsim yemyeşil yapraklarla, rengârenk çiçeklerle bezenen, kimi zaman kuru dallarla kalakaldığımız sevgili ömrümüzün tohumları yaşamımızın ilk yıllarında saklanır. Zaman zaman köklerimize inmek, kendi çocukluğumuzu ziyaret etmek bugünkü kişiliğimizi şekillendiren duyguları görmeye yol açar. Öfkeli, sakin, üzgün yahut neşeli mizaca sahip olabiliriz. Yalnızca biraz durup içimize bakıp, kendi çocukluğumuzu hatırlamak, onu, üstüne kat kat örttüğümüz yetişkinlik perdelerinin ardından çıkarıp yanımıza oturtmak kendimizi tanıma yolculuğunda attığımız ilk adım olabilir. Kendi içimizde gizlenen çocuğa ulaşabilmek için, belki de evvela diğer çocuklarla beraber olmalı, onları öğretilerinden yararlanacağımız usta bilgeler gibi dinlemeliyiz. 

Farklı mizaçlara sahip olabileceğimiz gibi, yaşamımızın birçok döneminde bizden farklı özelliklere sahip insanlara da rastlayabiliriz. Hayata karşı öfkeli olan, bazen merhametsiz olduğunu düşündüğümüz insanlardan gördüğümüz hoyratlığa birçok zaman farkında bile olmadan aynı dille karşılık verebiliyoruz. Halbuki insanın dünyayı anlamlandırışı, gördükleriyle ve yaşadıklarıyla şekillenir. Dünyaya gelişimizden itibaren etrafımızda olup bitenleri öğrenir, onları yaşarız. Prof. Dr. Kemal Sayar “Durup İnce Şeyleri Anlamak” adlı yazısında, yaşamı boyunca sevgi ve merhameti tatmamış insanların hayata karşı öfkeli olabileceklerinden bahsediyor ve bu insanların iyileşebilmeleri, toplum tarafından nezaketsiz ve merhametsiz görülen davranışlarından uzaklaşabilmeleri için istikrarlı bir nezakete ihtiyaçları olduğunu ekliyor. 

Bir çocuğun üç tane top arasından kırmızı olanı seçebilmesi için daha önce kırmızı rengi görmüş, tanımış olması gerektiği gibi bir insanın nezaketi seçmesi de evvela onu tanımasıyla başlar. Bu sebepten, hayatını beton duvarlar içinde geçirmiş birine çiçekleri anlatmak manasızdır, onu elinden tutup bahçeye çıkarmamız gerekir. Sayfalar dolusu cümleleri bir kenara bırakıp birlikte sessizce güzellikleri seyrettiğimizde gönüllerimiz arasında kurulan yol yanımızdakini de usulca çiçeklerle tanıştırıverir. Hayatını beton duvarlar içinde geçirmiş biriysek eğer, geriye doğru bir yolculuk edip çatlamış betonların arasından çiçekler filizlendirebiliriz. Güzelliği seçmek için onu tanımalıyız. Bir insana sarılmayı, bir çocuğun elinden tutup gökyüzünü seyretmeyi, bir yaşlının duasını almayı deneyerek tattığımız güzellikleri kalbimizle tanıştırabilmek ümidiyle…

Esra Çankaya

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla