Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

12 Eylül 2020

Eskimez Şehir

Yıllardır Eskişehir’e gider gelirim. Son gidişimde farklı insanlara, farklı milletlere ve farklı düşüncelere şahitlik ettim. Bu değişiklik dikkatimi çekti. Bu farklılığın ve insan yoğunluğunun sebebi şehirde açılan bir müze ve müzede gerçekleşen bir sergiden kaynaklanıyordu. Bunları öğrenince seviniyor bir o kadar da şaşırıyordum. Çünkü bu sergi Eskişehir’de yeni hizmete girmiş olan Odunpazarı Modern Müze’sinde yapılmıştı. Müze’nin açılışı için yoğun bir emek harcanmış. 8 Eylül 2019’da ise görkemli bir şekilde müzenin açılışı yapılmış.7 Ekim 2019’a kadar geçen sürede toplam 22 bin 500 kişi müzeyi ziyaret etmiş. Bununla beraber onlarca okul müze gezisi düzenlemiş ve hatta yurt dışından ziyaretçileri dahi gelmeye başlamış. Türkiye’deki müzelerle kıyas yapıldığında en iyi sanat müzesi diyebileceğim OMM dünya çapında bir modern sanat müzesi olmayı hak ediyor.

Ben de müzeyi bir günde iki kez gezdim. Her iki gezimde de farklı farklı notlar aldım. Modern şehir mimarisi barbarlığının yanında bu müzenin mimarisi öncelikle beni büyüledi. Ben Osmanlı mimarisi ve Japon mimarisini bir arada düşünmeye cesaret edemezken birileri çıkmış Osmanlı Kubbe Mimarisi ile Klasik Japon Mimarisini birleştirmiş ve ortaya şahane bir sanat eseri çıkmış. Ne diyebilirim ki şaşırmaktan başka. Hani bildiğimiz odun var ya işte o odundan yapılmış bu müze.

Hem de şehrin Odun pazarında… Hadi bunu da geçelim hem de Odunpazarı’nın hiç dokusuna karışılmadan. Harika bir ahenk ve uyum içerisinde inşa edilmiş. OMM’nin açılışına vesile olan ünlü koleksiyoner Erol Tabanca aslında bir hayalini de gerçekleştirmiş böylelikle. Erol Tabanca, 15 yılı aşkın süredir yerli ve yabancı çağdaş sanatçıların eserlerini topluyor büyük bir koleksiyon oluşturuyor. Usta eserlerin sayısı bini aşınca bunları güzel bir mekanda sergilemeyi düşünüyor. Böylelikle paylaşımcı bir ruha sahip koleksiyonerin “Mekânlar, içindeki insanlarla güzeldir.”

sözüyle beraber bir modern müze kurma fikri ortaya çıkıyor. Sonuç olarak uzun zamandır kurulan bir hayal gerçeğe dönüşüyor ve Erol Tabanca, doğup büyüdüğü Eskişehir’den aldıklarını sanatla geri veriyor. Erol Tabanca şu sözlerle ; “Sanat aslında her türlü sert ilişkiyi yumuşatan bir olgu. Sanat estetik, sanat tarih bilgisi, sanat gelecek. Üstelik insanın ömrü boyunca her yaşta yapabileceği veya ilgilenebileceği bir şey.” Duygu ve düşüncelerini dile getiriyor. Sanatın insan üzerinde insanın şehir üzerinde bir etkisi olacak elbette. Ama en önemlisi zihinlerde oluşacak etki, işte bu müze öyle bir hikayenin eşiği olmayı üstleniyor.

Haldun Dostoğlu’nun küratörlüğünü yaptığı “Vuslat” sergisi ulusal ve uluslararası sanatçıların koleksiyonlarından seçmeler ile oluşturulmuş. Ayrıca Türkiye sanat tarihinde çığır açan usta sanatçıların eserlerini, çağdaş ve genç sanatçıların yakın dönemdeki üretimleriyle bir araya getirerek farklı kuşakların kucaklaşmasını gerçekleştirmiş. Dostoğlu’nun muazzam seçkisiyle vuslat içinden umudun, düşlerin, bu toprakların büyüsünün, geleneğin, gücün, kısacası ‘bizim’ geçtiğimiz filigranlar sunuyor.

“Sergi, Türk modern sanatının Burhan Doğançay, Azade Köker, Nejad Melih Devrim, Erol Akyavaş gibi geleneksel kuşak temsilcilerinin işlerinden Taner Ceylan, Sinan Demirtaş, Bora Akıncıtürk ve Ansen gibi yeni nesil sanatçıların işlerine doğru bir seyir izliyor. Ayrıca Peter Zimmerman, Jaume Plensa,Marc Quinn, Robert Longo, Aron Demetz, Sarah Morris, Stephan Kaluza ve Hans Op De Beeck dâhil olmak üzere birçok uluslararası isim de sergide kendine yer buluyor.” Müze gezisinde beni en çok celbeden şey ise burada ilk defa karşılaştığım, bu karşılaşmadan sonra ise onlarca sayfa hakkında okuduğum “Bambu Sanatı” oldu. Tanabe Chikuunsai IV adında Japonya’nın en ünlü bambu sanatçılarından biri varmış. Japon sanatçı bizim Eskişehir’deki müzemiz için özel bir koleksiyon oluşturmuş. Kaplan Bambu olarak isimlendirilen malzemeden hazırladığı görkemli enstalasyon çalışması görülmesi gereken eserlerin başında yer alıyor.

Evet, müzemiz kısaca böyle ama okuyarak yetinmeyin. Gidin ve görün. Hem gittiğinizde ilginizi çekecek başka çok şeyler de var. Sanat söyleşileri klasiktir, müzelerde zaten yapılır. Ama bu müzede eğitim de veriliyor. Hani söylerler ya yediden yetmişe işte aynen öyle. Okul öncesi öğrencilerine de eğitim veriliyor, üniversite öğrencilerine de veriliyor hatta hayat öğrencisi olan emeklilere de çeşitli eğitimler verilmekte.

Sanat, kendini bulduğun ve gerçekleştirdiğin her şeydedir aslında illaki ortaya somut bir şey koymana gerek yok. Sanat yapamıyor olsanız dahi sanat yapanlara ve sanatı dert edenlere destek olmanız dahi yeterli. Eskime sen Eskişehir. Dokunuşun, nefesin ve duruşun hep yeni kalsın.

 

Deniz Berke

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla