Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

22 Ekim 2020

Geçmişten Günümüze Kardeşlik

Sözlükte Kardeşlik, anne veya babadan en az birinin ortak olduğu kişilerin birbirlerine göre durumuna verilen addır. Bu soy kardeşliğinin dışında bir de aynı dine mensup olmayı ifade eden inanç, yani din kardeşliği söz konusudur.

İslam dininde kardeşlik bütünüyle inanç temeline dayanmaktadır. Yüce Allah (c.c)Hucurat suresinde şöyle buyuruyor: “Müminler elbette ki  kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allaha karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin”. Ayetten de açıkça anlaşılacağı üzere ,ancak iman bağı ile bir arayan gelenler, din kardeşi olarak kabul edilmektedir. Buna göre ,yer yüzünün neresinde yaşıyor olurlarsa olsunlar ,hangi dili konuşuyor oluyorlarsa olsunlar, hangi kavme mensup veya hangi renge sahip olurlarsa olsunlar, bütün müminler kelimenin tam anlamıyla birbirlerinin din kardeşidirler.

Kuşkusuz  mümin gönülleri  en sağlam ve köklü bir biçimde birbirine bağlayan kardeşlik bağı, iman ve takva esasından kaynaklanan din bağıdır. Allah Resulü (s.a.v) de bizlere bu din kardeşliğimizi devam ettirmemizi ,birbirimize karşı merhametli  olmamızı  ve birbirimize düşmanca yaklaşmamamızı şöyle emrediyor: ”Birbirinize kin tutmayınız, haset etmeyiniz, sırt dönmeyiniz ve ilginizi kesmeyiniz. Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz. Bir müslüman ’ın din kardeşini üç geceden fazla terk etmesi helal değildir”. Yine bir ayeti kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor:”انماالمؤمنوناخواة” “Müminler ancak kardeştirler”. Kardeşliğin öneminden bahsederken ensar ve muhacir kardeşliğini atlamak konunun çözümlenip, anlaşılması bakımından güçtür. Mekke de zulme uğrayan Müslümanlara kol kanat geren, onları şehirlerine davet eden şerefli ensar ve davete icabet eden şerefli muhacirlerin birbirini mirasçı olarak görmeleri, birbirleriyle sevinçlerini, üzüntülerini, evlerini, ekmeklerini paylaşmaları onların din kardeşliğini nasıl anlayıp, tanımladıklarını ortaya koyuyor.

Ensar’dan Cabir b. Abdillah (ra) anlatıyor: Medineliler hurmalarını topladıklarında paylaşma esnasında iki küme yaparlar, bir kümeye daha çok, diğer kümeye daha az hurma koyarlardı. Az olan tarafa hurma dallarını koyarak o tarafı çok gösterirlerdi. Medineliler muhacir kardeşlerinin iki kümeden az olana talip olacaklarını, Medinelilere daha büyük kümeyi bırakacaklarını biliyorlardı.

Muhacirlere; “Buyurun hangi kümeyi tercih ederseniz alın”, derlerdi. Muhacirler de büyük kümenin Ensar’a kalması için daha az görünen kümeyi aldıklarında büyük küme muhacirlere gitmiş olurdu. Hayber Fethi’ne kadar Ensar’ın bu güzel tavrı aynen devam etti. (Heysemî, Mecmeu’z-Zevaid: 10/40. Bezzar’dan naklediyor.)

Karındaşların birbirine yapamadığını din kardeşlerinin yapması insanı hayran bırakan ve gözleri ıslatan bir iman olarak hafızamıza kazınıyor. Sanırım olayın vahim olduğu noktayı görmeye yavaş yavaş başlıyoruz.

İSAR denilen kavramın ümmet için ne kadar önemli olduğunu ancak bu kelimenin yirmi birinci yüzyılda içi boşaltılan, anlaşılmayan, sloganikleştirilen bir kavram olduğunu, ensarın hayatına bakınca anlıyoruz.

 Nedir bu isar peki?

İsar kendi nefsini kardeşinin  nefsine tercih etme kıyamıdır, bencillikten Allaha sığınmadır, zulme çanak tutmamaktır, kardeşine bir haksızlık yapıldığında kendisine karşı yapılmış gibi davranmaktır, çağın firavunlarına karşı Musaları savunmaktır, çağın Ebu Leheblerine karşı yetimleri savunmaktır kısacası zalime karşı kardeşini değil kendini siper etmektir.

Sözlerime son vermeden önce Rasulullah’ın bir hadisini sizlerle paylaşmak istiyorum. Umarım hepimizin hayat şiarı olur:

 “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız”

BERAT AKDAĞ

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x