Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

21 Ekim 2020

Hekimlerin Kralı

Tıp ilminin ne kadar önemli olduğunu bize bir kez daha gösteren korona virüs, tüm
dünyanın doktorlar ve diğer sağlıkçılara da hayli muhtaç olduğunu da ispatladı aslında. Elbet
bir gün bu süreç de bitecek ve bizler eski hayatımıza geri döneceğiz, hatta birçoğumuz
unutacağız belki de…
Peki, Allah’ın her işinden dersler çıkartılması gerektiğine inanan bizler, bu süreçten ne
dersler çıkartacağız? İşin manevi boyutunu bir tarafa bırakırsak, aklımıza ülkemizin nitelikli
hekimler yetiştirmesi gerektiği geliyor hemen. Neden tüm dünya Türkiye’ye bu virüsün
aşısını ya da panzehrini bulacağı konusunda ümit bağlamasın? Neden aklımıza mühendislik
deyince Almanya, ekonomi deyince Amerika, teknoloji deyince Çin, makarna deyince
İtalya gelirken sağlık deyince Türkiye gelmesin? -tabi gönül ister ki her alanda Türkiye
gelsin aklımıza- Peki, bunu nasıl başarabiliriz? Yani, ne yaparsak sağlık alanında tüm
dünyada kabul görecek bir ülke olabiliriz? Her alanda tarihi kendine ilham kaynağı alan ve
atalarından gururla bahsetmeyi üzerine vazife bilen sizleri yeniden tarih sahnesine davet
ediyor ve hızlı bir zaman yolculuğuna çıkarıyorum. Zaman yolculuğumuzun başrolü ise bize
her fırsatta çamur atan Avrupa’nın bile birçok alandaki bilgisiyle Avicenna diye
kabullendikleri, hatta kitaplarını yıllarca ders kitabı olarak okuttukları, tarihimizin en büyük
tıpçılarından olan hekimlerin kralı İbn-i Sina…
Şu anda Özbekistan sınırları içerisinde bulunan Buhara yakınlarındaki Efşene köyünde
980 yılında dünyaya gelen İbn-i Sina’nın asıl adı Ebu Ali el-Hüseyin ibn-i Abdullah ibn-i
Sina el-Belhi’dir. Kendisi Avrupa’da Hipokrat’tan sonra tıp biliminin ikinci babası olarak
anılmıştır. Buna karşılık İslam dünyası da ona çeşitli lakaplar takmıştır. Tabi bu lakaplar ona
yalnızca tıpçı kimliğinden dolayı verilmemiştir. Samanoğulları sarayı kâtiplerinden Abdullah
Bin Sina'nın oğlu olan İbn-i Sina babasından, ünlü bilgin Natili'den ve İsmail Zahit'ten ders
aldı. Geometri, mantık, fıkıh, sarf, nahiv, tıp ve doğabilim üstüne çalışmalar yaptı. Felsefe
alanında yaptığı çalışmalar ise günümüzde bile büyük kabul görmektedir. Özellikle ders kitabı
olarak uzun yıllar okutulan El-Kanun fi't-Tıb (Tıbbın Kanunu) adlı kitabı ile ünlenmiştir.
Kitabü'ş-Şifa’yı (İyileşme Kitabı) da unutmamak gerekir.
Hayatını çeşitli şehirlerde birçok hastalığı tedavi ettirerek devam ettiren İbn-i Sina
kulunç hastalığına yakalanan Büveyhî Hükümdarı Şemsüddevle’yi de tedavi etmek için onun
sarayına gitti. Hükümdarı iyileştiren İbn-i Sina hükümdarın dostluğunu kazandı. Ardından
kendisine vezirlik teklif edilen İbn-i Sina görevi kabul etti. Ama ordu bu durumdan memnun
olmayınca isyan çıktı. Bu süreçte çeşitli sıkıntılarla boğuşan İbn-i Sina’nın idam edilmesi bile
istendi ve en son görevinden alındı. Bu olaydan sonra İbn-i Sina, Şeyh Ebû Sa‘d ed-
Dahdûk’un evinde bir müddet kaldı. Ama Şemsüddevle’nin hastalığı tekrar baş gösterince
tekrar tedavi için saraya döndü. Ardından yeniden vezirlik makamına getirildikten sonra forsu
ve tanınmışlığı gitgide artan İbn-i Sina bu sırada da birçok öğrenci yetiştirdi. Tabi başarıları
bununla sınırlı kalmayan İbn-i Sina birçok sarayda, mecliste kabul gördü ama kütüphanesinin
yağmalanması üzerine derin bir sarsıntı geçirdi ve bu süreçte sağlığını kaybetti. Bir ara iyileşir
gibi olduysa da çeşitli nedenlerle tekrar hastalandı ve 1037 yılında hayatını kaybetti. Kabri
İran ‘da Hemedan’dadır.

Ömrüne büyük başarılar sığdırmış olan İbn-i Sina’nın hayatında yalnızca doktorlar
için değil herkes için büyük dersler vardır. O yaptığı işi hakkıyla yapmış ve daha genç
yaşlarda bilgisiyle kabul görmüştür. Müslüman âlimlerin hayatlarını incelediğim zaman
aklıma hemen entelektüelliğin tanımı geliyor. Entelektüel üstüne vazife olmayan işlerle
ilgilenen, kendi meslek dalının dışında farklı alanlarda çalışmalar yapan kişidir, diyorlar. Bu
tanım Müslüman âlimlere ne kadar uyuyor, öyle değil mi? Hepsi tanındığı alanların dışında
farklı farklı bilimsel alanlarda da araştırmalar, gözlemler ve deneyler yapmışlar. Günümüzde
kendini âlim, hoca, entelektüel olarak tanıtanları da tarihimizdeki âlimlere bakıp günümüz
şartlarıyla kendilerini bir kez daha sorgulamaya davet ediyoruz…

Ensar Polat

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla