Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

23 Ekim 2020

İbnü’l-Vakt Olmak

‘’Geçti gün ferdâyı ko sâat bu sâat dem bu dem’’

Anın kıymetini bilenlere, vaktin oğlu olanlara ibnü’l-vakt denilir. İbnü’l-vakt, yani vaktin çocuğu, tasavvufi ıstılahta içinde bulunduğu halde yapılması en uygun olan şeyle meşgul olan, o ân’ın gerektirdiği işin yapan kimse. Yani içinde bulunulan ân’ın en iyi şekilde değerlendirilmesidir. ‘’Büyük âlem’’ (makrokozmos) ile ‘’Küçük âlem’’ (mikrokozmos) arasında yaşayan insan, zaman ile bir bütünlük kurabildiği ölçüde; yaratıcı bir eylem ortaya koyabilir. Yani insan geçmiş ve geleceği şimdide buluşturduğu kadarıyla bir açılım elde edebilir. Geçmişin üzüntüsü ve geleceğin kaygısı arası da debelenen insan temelde bulunduğu ân’dan da mahrum kalarak hiçbir mesafe alamamaktadır. İnsan ancak bulunduğu ân’ı şimdinin farkında olarak kendisini inşa edebilir ve yarınlara bir mesaj bırakabilir. İhsan Fazlıoğlu’ndan mülhem olarak aldığımız: Bu-ara-da olmanın idrâkinde olan insan varlığını doğru bir düzlemde anlamlandırabilir. Postmodern bir çağın zaman-mekân sıkışmışlığı içinde yaşayan insan bu-ara-da olma halinin idrakine varamadığı sürece bu sıkışmışlık devam edecektir. İnsan, varlığını meskende sükûna kavuşturabildiği ölçüde ariflerin deyişiyle: ’’Zamanın ve varlığın kokusunu’’ hissedebilir. İnsan doğru bir varlık tasavvuruna sahip olmadan; ne kendini, ne mekanı ve ne de zamanı bir düzleme oturtabilir. Kendini anlamlandırabildiği ölçüde zaman ve mekanı bir anlam dairesi içinde oturtup yapıcı olabilir. ‘’Bu-ara-da’’ yani: insan bu ‘’ara’’ya, bu ‘’ara’’ zamanın bilgisine sahip olduğu içinde hayatını anlamlı kılabilir. Aynı şekilde Hocazâde’de, insani bilginin üç ana bölüme ayrılabileceğini söyler: Köken(mebde), son(meâd) ve ikisinin arasında olanın (mâ-beyne-humâ) bilgisi. İnsanın hayatını bir anlam dairesi içine oturtabilmesi için bu üç bilgi türünü birbirleriyle ilişkilendirilmesi gerekir. Hocazâde bu üç bilgi türünü, kavramsallaştırarak: Kökenin bilgisi, nere-denin bilgisidir (ilmu min eyne); sonun bilgisi nere-yenin bilgisidir (ilmu ilâ eyne); ikisi arasında-olanın bilgisini ise nere-denin bilgisi (ilmu fi eyne) olarak açıklıyor. Bu üç bilgi türünden hareketle insanın mebde ve meâd ara-sında kalan kısmı yani ikisinin arasında olan zamana sahip olduğu için bu zamanı sadece yaşadığı bu dünya küresi ile değil; mebde ve meâd ile bütünleştirebildiği ölçüde hayatını anlamlı kılabileceği adımlar atmaya başlar. Bizim bir varlık, mekan ve zaman tasavvurumuz olmadan; kendimizi ve etrafımızı bir anlam dairesi içine oturtmamız mümkün değil. Sonuç olarak: İnsan geçmişi bu ân’da yakalayıp bir süreklilik içinde geleceğe aktarabildiği ölçüde var olabilir. Nitekim: geleceğe kalan bugün yaptıklarımız olacaktır.

YAKAZA

 

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla