Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

11 Eylül 2020

İhtiyar Adam (Shal) Ermek Tursunov (2012)

Havalar buz gibiyken içimiz ısınmasın mıydı? Kırgızistanlı yazar Aytmatov’u okuduysanız bozkır kelimesini duyduğunuzda az buçuk bir mekân canlanır gözünüzde. Bu filmde de atası ve torununun samimi, çekişmeli diyaloğu ile başlayan birbirleriyle sürekli bu çekişmenin devam ettiği bir hikâye ile karşılaşıyoruz. Yapabildiğim kadar olay örgüsüne girmeden yazacağım(!). Dede, torun ve anne Kazakistan’ın kırsal yoksul bir köyünde yaşar ve mevsimlerden soğuk, ayaz bembeyaz kıştır. Dede derme çatma antenin gösterdiği kadarıyla izlediği futboldan oldukça memnun, mutlu ve heyecanlı; torunsa dedesinin işlerinden ve onu yatılı okula göndermelerinden dolayı asabi, sürekli bahçedeki traktörün kabininde vakit geçirmekten hoşlanan ve dedesinin ‘şeytan işi’ dediği PSP den oyun oynayarak mutlu olur. Burada anne karakteri ikisinin arasında kalmış her ikisinde birbirlerine karşı anlayışlı olmaları gerektiğini öğütleyen sizin bizim annelerimiz gibi güçlü, evini çekip çeviren bir kadın. Dede ile torunun arasındaki bağın gerçek yüzü ayrı düştüklerinde başlıyor. Dedeye biraz daha yoğunlaşırsak dağları avucunun içi gibi bilen, gençliğinde at üstünde yaşayan, bozkır atası olmanın dışında hayatını torununa adayan onun güzel bir üniversitede okuyacağını hayal eden çekik gözlü ve yüzünde bolca tecrübe çizgileri olan bu dedemiz emanet koyunları ve kendi koyunlarını otlatmak için emektar atına atlayıp dağlara gider. Senaryo bu ya her yer sis olur ve dağlarda volta atan kurtlar vardır. Aslında kurtlar yavrularını öldüren avcıların intikamını almak için gezerler. Gençliği ile kendi kendine konuşan ihtiyar yolunu kaybeder ve iki gece üç gündüz koyunlarını koruma pahasına çeşitli yollar-la hayatta kalmayı başarır. Tabi ki buraları anlatacak değilim ama filmin en keyifli yerleri buralar.

Arama kurtarma ekipleri, komşular, çevre köyler ve torun bizim yaşlı adamı araya dursun, “Gri Kurt” fil-mi ile Liam Nesson’u “Diriliş” filmi ile Di Caprio’u an-madan yapamıyorum. İzlerken bu iki filmden sahnelerle karşılaştırıyorum zihnimde. Aslında komşunun oğlu gibi kıyaslamaları yapmak istemiyorum lakin kazaklar Di Caprio’dan önce Liam Nesson ile aynı yıl yapınca filmi ister istemez karşılaştırıyorum ve benim terazimde “İhtiyar Adam” filmi ağır basıyor. Hollywood’u seçecek değilim ya!

Türk’ün asilliği bozkırın mücadelesi derken vadiyi sürünerek tırmanan ihtiyar, amacına ulaşamayıp geri düşünce sezgilerine güvenen torun dedesini ve yeni doğan kara kuzuyu (maradona) bulur. Dedesinin “şey-tanbeg” diyerek kızdırdığı torununun o an ki mutlulu-ğu, yüz ifadesi filme yakışır bir final sahnesi olmuş.

Filmde sık sık inancını sorgulayarak verdiği mesajlarla akılda kalan ihtiyarın, avcıyla din üzerine yaptığı sohbetten de etkilenmemek elde değil. Etrafımızdaki yapmacık insanları bir kenara bırakıp çirkin eğitim-den ya da sınavlardan, işlerin stresinden sonra orta-daki üçgen simgesine basıp filmin ahengine kendinizi bırakırsanız kah tebessüm ettiren kah üzülüp tüyleri ürperten bir dede-torun ilişkisi bir bozkır hikayesi izlemiş olursunuz. Bu filmi özellikle soğuk bir kış günü battaniyenin altında izlemenizi tavsiye ederim.

Günümüz kuşağının ifadesiyle yönetmen Ermek Tursunov’un filmi 10/10 hareket. 🙂

Popüler olmasa da mutlaka izlenmesi gereken, kendinizden mutlaka bir şeyler bulabileceğiniz hatta daha fazlasını hissedeceğiniz bir film.

 

Ahmet Erdem Işık

 

 

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla