Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

21 Ekim 2020

İnsan İstasyonu

İnsan ile başlıyor tüm hikâyeler. Çünkü okunmayınca, dokunulmayınca, ağlatmayınca
ya da anlaşılmayınca hikâye de yok oluyor. Yani insan yokluk tohumunun içinden toprak ile
varlığa halk olduğunda başlıyor tüm hikâye. Beklemek yakışıyor, ilk ruh-i haletine. Dışarıda
onu yaşken ekmek için bekliyor dünya ahalisi, bir topluluk topaçlaşıyor bahçe, ova, nehir
kenarlarında. Kuşlar sevinçlerinden cıvıldaya cıvıldaya yayıyor haberi. Müjde diyor birileri,
müjde. Sabrın sonu olan selamet limanında, insan kaç yıl nasipleneceği bilinmez oksijen dolu
havadan alıyor ilk nefesini. Göbek bağının kesilmesi ile başlıyor ilk ayrılığı. Üzerinde hala ilk
üfürmenin tabiatı; saflık ve berraklık taşıyor gözlerinden. Yağmurun ıslattığı toprak kokuyor
hala teni.
Sevmek diyor tüm kitabeler ona, Herodot ile başlamıyor alın yazısı. Bir mum yakılıyor
bilinmez bir diyarda, bir kum saati tersine akmaya başlıyor. Kaderin ölçtüğü oranda devam
ediyor ritmik kalp atışları. Bozuk vanadan sızan su misali durdurulamadan geçiyor zaman.
Şehre, Âdem’e, topluma karışıyor insan. Kendisi kan dökecek bir varlık ama aynı zamanda
halife, öğretildiği eşya kadar biliyor mevcudiyetini. İçinde nefs-i mütmainneyi bilip emarede
raks eden bir dansçıya dönüşüyor. Heybesinde sakladığı hüznü eritme vakti gelindiğinde,
çocukluk artık bir özlem yurdunun kapısını aralıyor. Toplum sözleşmesi, belli sorumluluklar
ve ritüeller arasında, yaşamak güneşe üflemek gibi oyalıyor.
Nihayet yüzünde ilk dağ kıvrımları oluşmaya başlayınca geç olsa da devenin bağı artık
uyku öncesi başucu kitabı oluyor. O günlerde kibir gökyüzüne bakıyor, aşk toprağa. İmtihanı
gizli hazineyi bulmak, ismi müsemma, kendisi hakikat. İşte hikâye böyle yarılanıyorken bu
diyar terekesinde, şehrin sızısı vuruyor şakaklarına. Çamurlaşıyor ahmakıslatan yağmurlara
yakalandıkça, zaten değdiği her yerde onu ahlakı plastikleşen bir çağ bekliyor. Beton yığınları
arasında tefekkürü sadece gökyüzünün hatırlattığı, daha küçük yaşlarda kendisine takılan
sanal gözlükler ile bilmediklerini öğrenmek şöyle dursun, öğretileni de anlamamaya başlıyor.
Sanal gözlükler ile bakınca gökyüzüne kendini doğadan soyutlayıp, tanrılığa soyunuyor.
Ataları ile beraber yaptıkları yüksek binalar, yüksek konfor ve ağız kokusu arasında kendi
elleri ile seçiyor aşkın ikliminden sürülmeyi, dünyayı sırtlanıp çileyi, ihtirası ve kini. Fıtrata,
doğaya, güzele, iyiye savaş açıyor.
Hikâyenin Âdem babasından miras kaldığını inkâra kalkışıyor. Bizi fırkalara böl
derken bir yanı, diğer yanı ona herkesin aynı hırka ile örüldüğünü gösteriyor. Kendini
sarkıttığı bu dipsiz kuyu, yalanların, faniliğin mezarı oluyor. Demir leblebi çiğne çiğne
bitmiyor, yaşamanın bir anlamı olmalı diyor fakat leblebiyi bir türlü tükürmüyor. Yani
çamurlaştıkça insan daha da bir yapışıyor maddeye. Madde manayı yaratanındır tokadını
acelesi olanlar ile beraber yiyince, savaş açtığı her şey karşısında çırılçıplak ve çaresiz
kalıyor. Hemen vanaya yapılan birkaç tamirat ile zamanı durdurmaya çalışıyor. İşte tam bu
vakit orkidenin ölümsüzlük verdiği yalanını anlıyor. Yol yanlış olunca ruh kendini saklıyor.
Dönmek için zaman en yanlış yerde, her zaman olduğu gibi. Cebine koyduğu tohum bir ağaç
oluveriyor birden. Hakikat yavaş yavaş gelen krizler ile kendini daha bir göstermeye başlıyor.
Ama nafile krizler başlayınca kulaklarını tıkıyor, demirden zindanına kaçıyor hemen.
Makinenin izin verdiği kadar parmaklıklardan haykırıyor, ama hala ben diyor, akıllanmıyor

insan, seni görmek istemiyor. Sana göre sen olan ben, bana göre sen. Yani bende değil sende
hakikat deyip, ihtirasının şövalyeliğini bırakmıyor.
İşte Ey İnsan! Sana sesleniyorum, karıncaların alın terinin karışmadığı, bulutların
getirdiği ahmakıslatan yağmurlardan dön. Hepimiz bir aynayız bana dön, kendine dön, şu
yapay dünyadan ne olur varlığa dön. Fıtratın çağrısı aslına dön. İşte o zaman tam olarak
başlayacak hikâyen…

Eyüp İslam YAŞA

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla