Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

18 Temmuz 2021

İnsanlığın Geleceği ve Sivil Toplum (Kitap Tahlili)

“İnsanlığın Geleceği ve Sivil Toplum” kitabı, Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir’in ilk baskısını 2020 yılında yaptığı geleceğe ışık tutan güzel bir eseridir. Dört bölümden oluşan kitapta aile ve gençlik, sivil toplum, medeniyet ve son olarak Müslüman coğrafyası konularına değinilmiştir. Kitabın bölümlerinde başlıklar ve alt başlıklar açılarak geçmişte ve şu anda yaşanan olumsuz durumların tespitine yer verilmiş, olumsuz durumların müslümanlar üzerinde ve küresel ölçekte toplumlara nasıl zarar verdiği, gelecekte hangi tehlikelerle karşı karşıya kalabileceği anlatılmıştır.

Kitapta sivil toplum kuruluşlarının yaptığı faaliyetler esnasında farkında olmadan düştüğü aptal puma sendromuna, farkındalık oluşturma gerekliliğine, kamu otoritesine ve sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişkinin nasıl bir zeminde yürütülmesi gerektiğine, ilkesel düzeyde ilişkilerin yürütülmesine, bu ilkesel düzey olmadığında yaşanacak olumsuzluklara, yardım çalışmalarındaki gönüllülük hususuna, planlama ve verimliliğin çarpan etkisi yaptığına dikkat çekilmiştir. Bu hususların sivil toplum kuruluşlarının fikriyatının ve devamlılığının sağlanması için temel oluşturduğuna da değinilmiştir. 

Eğitim meselesine de değinen yazarımız, bu konuda ne devletin ne de sivil toplum kuruluşlarının başarılı olduğunu, medreselerin ve ilahiyat fakültelerinin eksikliklerini, bu eksikliklere istinaden sivil eğitime neden ihtiyaç duyulduğunu açıklıyor.

Vakıfların tarihsel süreçleri, yabancı ülkelerde nasıl işlediği,  cumhuriyet döneminde vakıflara ve gönüllülerine yapılan hukuk dışı uygulamaları, şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemi, batıda STK’ların üçüncü sektör olarak nasıl çalıştığı  gibi konular geçmişten bugüne tartışılmıştır.

Mücadele ve sosyal hayatta dengenin olabilmesi için islami hareketin kapsayıcı bir hareket olması, hareketin sabitelerinin olması, bu sabitelerle yol alınması konusuna da ayrıca değinilmiştir.

Birlik, barış ve güven için evde, çarşıda, pazarda yani her yerde tanışmaların yaşanmasına ve  “Tanışmak barışmaktır.” cümlesinin önemine değinilmiştir. Ailemizin, kendimizin ve tüm insanlığın  hukukunu göz etmemiz gerekliliğinin güven ortamı oluşması açısından değerlendirmesi yapılmıştır. Bu bakış açısıyla güvenin hukukla ayakta durduğundan bahsedilmiştir. 

İçinden geçtiğimiz şu zamanda Müslümanlık formu modernitenin gerisinde kalmasıya geleceğimizin teminatı olan aile biriminin son yıllarda aldığı tahribat ve sekülerleşme süreci ile birlikte fonksiyonlarının alınmasından dolayı işlevini yitirmesi; asli görevi öğrenmek olan çocuğun, aileyi yönetmek gibi bir görevinin olmadığından; aileden alınan fonksiyonlardan ötürü aile içinde görev çatışmaları meydana gelmesinden bunun devamı olarak da yaşam travmalardan dolayı çocukların şiddete meyilinin artmasından önemle bahsedilmiştir. Bu gibi sorunlarla karşılaşmamak için aile içinde kullanılan dil ve sosyal çevrenin ne kadar önemli bir unsur olduğu da vurgulanmıştır. Anne ve babanın örneklik teşkil etmede ne kadar ciddiyet taşıdığına değinilmiştir. Cinsiyetin değil şahsiyetin daha çok öne çıktığı, aile içindeki güvenin yine aile içindeki ilişkiler için olmazsa olmaz bir şey olduğu açık bir şekilde ifade edilmiştir.

Yazarın bahsettiği; yetimlere sahip çıkıp sevindirmek, sivil toplum çalışmalarında ailece varolmak, bu birliktelikler ile aile yapısını korumak gerekliliği, ailenin bozulmaması dolayısıyla bireyin kişiliğini ve inancını kaybetmemesi için çok önemli hususların olduğunu açıklıyor.

Toplumsal değişimlerden en çok etkilenen kesimin gençler olduğuna değinen yazarımız teknolojinin hızla gelişmesi ile gençlerin dünyasının sanal bir dünyaya dönüşüp toplumun dışına itilme riskiyle karşı karşıya kalabileceği düşüncesinden söz ediyor.  Üniversiteli gençlerin etrafında baskılar olduğu ve bu baskılar karşısında gençlerin bunları nasıl anlamlandırdığı,  ne gibi durumların varlığını sürdürdüğü yazar tarafından gözlemlenmiş ve aktarılmıştır. Bu gözlemlerden ve yazarın hayat tecrübesinden  gençler için önemli tavsiyeler verilmiştir. .Bu noktada  “gençliğin verdiği imkan ve güç geleceğimiz için bir umuttur.” ifadesi göze çarpmaktadır. 

Kitabın son bölümünde ümmet kavramının kapsayıcılığından, dini araçsallaştırmanın zararlarından, cemaat kavramının nasıl kirlendiğinden ve islam ümmetinin nasıl bir gelecek perspektifi olmasından bahsedilirken; birliktelik modeli için gereken  potansiyelin var olup Müslüman coğrafyaya genel bir bakış açısıyla tüm  bunlar aktarılmaya çalışılmıştır.

Dört ana başlık ve 218 sayfadan oluşan bu kitabı; herhangi bir sivil toplum kuruluşunda faaliyet gösteren, geçmişten beslenerek geleceğe geniş bir bakış açısıyla yön vermek isteyen, idealleri olan ve bunları kollektif bir ruhla gerçekleştirmek isteyen herkese tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.

Furkan KARATAŞ

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla