Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

10 Aralık 2020

Kayboluş

Ya aradıklarımız da aynı anda bizi arıyorsa… Farklı zaman dilimlerinde aynı mekanda bulunduysak, belki de bu kadar hırslanmamız hissedip de elde edemememizdendir…

Peki, biz kimiz ve ne istiyoruz? Evren de var olan onca mahlukat içerisinde konumumuzun belirsizliği ve kimlik arayışımız… Sahi hangi ara kaybolduk? Oysa ki tertemiz bir şekilde ilk soluğumuzu almış, merhamet kokan annemizin kucağına verildiğimizde ise merhamet ve mutluluğun karışımıyla yıkanmıştı yüzümüz… Ruhumuz farklı yap-bozlardan oluşuyorsa bu yap-bozlardan biride merhamettir. Sizde ki merhameti oluşturan parçalar kimler…  Yap-bozu oluşturabilmemiz için doğru parçaları doğru yerlere oturtmalıyız, birbirine girmiş ve bazıları kaybolmuş parçalar… Bizi labirente sürükleyen parçalar…

Bizler her zaman suçlayacak birilerini bulduk ama dönüp kendimize bakmayı unuttuk. Olaylara olan yaklaşımlarımız ruhumuzda eksik olan yap-bozların etkisiyle şekilleniyor. Kaybolmuş parçalar labirentin çıkmaz sokaklarına yol almamıza sebebiyet veriyor. Ne diyorsunuz! Belki de yap-bozu ters tutuyoruzdur. Sadece kendimiz için ele aldığımız ve diğer sebepleri düşünmediğimiz, düşünmeyi istemediğimiz olaylar. Merhametin de evrendeki düzenin bir parçası olduğunu unutuyoruz. Dağın toprağına sığınmış bir ağaca kıyamadığından volkanını püskürtmemesi olasılık dahilinde midir? Tıpkı yerdeki karıncanın incinmemesi için yere düşmeyen yağmur damlası gibi… Oysa her şeyin farklı bir amacı var. İşte bir diğer yanılgımız da bütün yerine parçaya odaklanıyor olmamız. Oysa ne çok merhamet örneği var değil mi? Uzaklardan görüp de dokunmak hatta sarılmak istediğimiz gün batımı… İçimizdeki ki karanlığı aydınlatan bir merhamet zerresi, düşünsenize uzaklardan görünen o derin çizginin olmadığını içimizdeki karanlığı ebediyen yok edecek bir düşüş… Daha var olma çabasında iken aniden yok olmak. Derin bir merhamet çizgisi değilse nedir?

Heyecandan olsa gerek duvarlarına çarparak ilerlediğimiz labirentte çıkmaz bir sokağa girdiğimizde ne yapacağımızı şaşırıyor ve doğru karar veremiyoruz. Bulunduğumuz yerin bizi yutmasından mı korkuyoruz? Yapmamız gereken ise navigasyona, en kısa ve doğru yolu göstermesi için bulunduğumuz konumu ve varış noktasını eksiksiz bir şekilde yazmak, dalga geçmiyorum biz nerede olduğumuzu ve nereye varmak istediğimizi biliyor muyuz? Her son buluş yeni bir başlangıç ise labirentin sonu nerenin başlangıcı… Evet bizler labirentten kurtulmak istiyoruz ama gerçekten bir kurtuluş mu var? Labirentin sokakları ile düşmanı olduğumuz labirentin, dışı arasındaki farkı biliyor muyuz? Hakikati görebildik mi?… 

Bazen gözümüzün önündekini bile göremiyoruz. Annem bir şey istediğinde ve ben bulamadığım da “yavrum sen kendini arasan bulamazsın!” der perde arkasında ki manasına baktığımda haklı olduğunu görüyorum. Çünkü bizler bakmayı bilmiyoruz hiç labirentin duvarlarının merhamet ile döşendiğini ve renginin ruhunuzu ısıtacak bir renk olduğunu düşündünüz mü? Sahiden siz labirenti nasıl tahayyül etmiştiniz? Labirentin duvarlarından sızan merhameti hissedip de bulamayışımız ne kadar da can yakıcı…  

Mihriban OYMAK

4 2 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla