Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

14 Eylül 2020

Kefernahum Film Tanıtımı & Analizi

Hristiyanlarca Tanrı’nın lanetlediği Sodom kadar kötülenen bir yerin adı Kefernahum. Beyrut’un yaşantısını yansıtmak için Ladin Labaki tarafından seçilmiş bir isim. 2018’in en çok izlenen filmlerinden biri olması ve Oscar’da ilk 5’te yer alması tesadüf değil. Ekibi ile birlikte Beyrut’da sokaksokak dolaşıyor Labaki. Aradığı şey yalnızca bir oyuncu değil. Hikayesiyle ve gerçek yaşamıyla sinema içerisinde de var olabilecek gerçek yüzler.

Çekimleri 6 ay kurgusu 2 yıl süren filmin başrol oyuncusu Zain Al Rafeea’nın yaşamı, canlandırdığı karakterden hiç de farklı değil.

Zain, filmde olduğu gibi gerçekte de Lübnan’da yaşayan Suriyeli bir mülteci. Filmin başında mahkeme salonun-da “Anne ve babamdan şikayetçiyim beni doğurdukları için.” diyerek doğduğundan itibaren yoksulluk, aşağılanma, şiddet, açlık ve daha birçok sosyolojik ve psikolojik problemle mücadele etmek zorunda olan tüm çocukların sesi oluyor. Kimliği olmama-sı, okula gidememesi ve ufacık bir sevgi görememesi bir yana dursun kardeşinin mecbur bırakıldığı durumlar, onu dış görünüşünün çelimsizliğine karşın büyük bir insana çeviriyor.

Hiç Kimseden merhamet görememiş olduğu halde kendisinden daha aciz bir çocuğa duyduğu merhamet ve kalkıştığı boyundan büyük işler ile Zain’in dünyasını anlamamız zor olmuyor.

Film, izleyenlere karakterleri eleştirme özgürlüğü bırakmıyor. Zira “Ben de böyle doğdum, ben de böyle yetiştirildim benim suçum ne? Seçme şansım olsaydı hepinizden daha iyi olurdum” diyen bir babayı ve “Evlendikten sonra en azından yatakta uyur, düzgün bir yatakta.”diyen bir anneyi anlamak ve eleştirmek için kendimizi onu yerine koymak yeterli gelmiyor. Aslında tüm herkes kendine göre haklı her insanın bir hikayesi ve bir savunması var. Zain’in hikayesini seyrederken acımak, üzülmek,ağlamak yerine yüzleştiğimiz gerçeklikle beraber duyduğumuz rahatsızlık ve “Sinemayla toplumu değiştirebileceğime inanıyorum.” diyen aktivist yönet-men Labaki’nin aldığı eleştiriler bu sözünü kanıtlar nitelikte. İnsan rahatsız olduğu şeyi ötekileştirmeye ve yadsımaya müsait olduğundan gördüğü gerçeği reddetmek en kolay yolu oluyor bir bakıma.

Filmin içerisinde olumsuz olarak nitelendirebileceğimiz duyguların yanı sıra mizah faktörü de bolca kullanılmış. Sonunda karşılaşılan sürpriz film boyunca tadılmamış bir duyguyu tattırarak veda ediyor izleyenlere. Kısa sürede holistik bir bakış açısıyla dünyaya bakmayı öğretiyor. Tüm duygular tüm yaşantılar ve tüm renkler hayatın içinde mevcut ve bir bütünün parçası halindeler. Bu minvalde de var olanı görmemek onu reddeceğimiz anlamına gelmiyor.

Zain’in bu filmden sonra ailesi ile birlikte İsviçre’ye taşınması ve okula başlaması bu hikayenin tek güzel yanı belki de. Her karakterin kendi hikayesiyle gelmesini isteyen Labaki Yonas’ın filmde-ki tutuklanma sahnesi çekildikten sonra gerçekte de hapse gireceğini tahmin edememiştir tabi ki. Beyrut’a hayat devam ederken çekim yapan ve hiçbir gerçekliği bozmayan Labaki’nin çabası ve filmin müziklerini yapan eşi KhaledMuazanar’ın hikaye ile yakaladığı uyum ortada. Başyapıt diyebileceğimiz türden bir filmle bizi buluşturduğu için kendisine teşekkür ediyoruz ve kariyerinde başarılar diliyoruz…

Kader ŞAHİN

 

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x