Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

14 Eylül 2020

Kendi İçine Düşmek

 

Mevlana mesnevisinde bir hikayede şöyle bahseder:” Hintliler bir fili halka göstermek için getirip karanlık bir ahıra kapattılar. Hayvanı görmek için o karanlık yere bir hayli adam toplandı.File ellerini sürmeye başladılar. Birisi eline hortumunu geçirdi:  “Fil bir oluğa benziyor”  dedi. Başka biri filin kulağını yakaladı: “Fil yelpaze gibi bir hayvan.” dedi. Filin ayağını yakalayan ise: “Fil bir direğe benziyor.” dedi. Bir başkası da sırtına dokunmuştu: “Fil taht gibi.” dedi. Herkes filin neresine dokunduysa ona göre anlatmaya başladı. Herkesin elinde bir mum olsaydı, sözlerinde aykırılık kalmazdı.” Hakikati aramak ve bulmak için bir ışık gerekir.Gerçeği bütünüyle görebileceğimiz bir ışık.Yaşadığımız bu hayat yalnızca tek pencereden bakarak gördüklerimizden ibaret değil. Güneşin bir yerde doğarken bir yerde battığı, birilerinin yağmurdan kaçarken diğerlerinin çiçek topladığı, bazılarının ağlarken başkalarının güldüğü, kimilerinin yaşarken kimilerinin öldüğü bir dünyada yaşıyoruz. Bakarak göremediğimiz bir çok şey olup bitmekte. İnsan ancak düşünerek yaşamını aydınlatarak bakıp da göremediklerini görebilir.

Eminim ki düşünmeyi düşünmedik hiç birimiz. Aslında insanın kendi içine düşmesi anlamına gelen bu kelimeyi anlamaya çalışmadık. Sorgulamadık neden düşünmemiz gerektiğini.“Düşünüyorum o halde varım” diyen Descartes kadar farkına varmadık var oluşumuzun.Nasıl düşünmemiz gerektiğiyle de ilgilenmedik. Kimse duymuyor, görmüyor diye temiz bırakmadık orayı. Kirlettikçe kirlettik. İlgi göstermedik, bakmadık dağ oldu. Sonra o dağın zirvesine çıkıp aşağı bakmaya da üşendik. Çok şey döküldü ağzımızdan ama dökülenlerin bıraktığı etkiye baktık hep. O ne düşündü onu düşündük. Çok kez aynaya baktık ama kendimizi göremedik. Hiç birimiz ilgilenmedi kendinin nasıl düşündüğüyle. Kur’an- ı Kerim’i çok okuduk. Baştan sona ezberledik belki ama Rabbimizin dediği kadar düşünmedik hiç birimiz. Akletmeyi akıl edemedik. Allah cc. kitabımız Kur’an-ı Kerim’ de. Mü’minun suresinin 68. Ayetinde şöyle der: “Onlar yine de o sözü (Kur’an’ı) gereği gibi düşünmediler mi, yoksa onlara geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?”

Velhasıl Kur’anın gereği gibi düşünmedik. Müslümanca yaşadık, Rasim Özdenören’i açıp okuduk ama yine de müslümanca düşünmek nedir bilmedik. Düşünmeden yaşadık çoğu zaman çocukluğu-muzdan kalma bir alışkanlıkla… yaşadığımızı da düşünmedik. Paldır küldür bastık zaman’ın topraklarına.Ne ektik o toprağı ne kullandık yalnızca basıp geçtik üstünden.

Özgürleşmeyi düşündük ama özgürlük nedir düşünmedik..Özgürlük naraları attık dünyanın dört bir yanında. Çığlık çığlığa anlattık derdimizi meydanlarda.Çoklarına seslendik .Ama dinlemedik hiç birimiz içimizdeki sesi. Kimse dinlemedi ruhunun acziyetini , kulak vermedi kimse kalbinin yakarışına, her gün attı, çok şey anlattı bize.Duymadık.

Vatanımızı aldılar tanklara tüfeklere mermilere başkaldırdık ama aklımızı, fikrimizi, esir ettiler ses etmedik.Farkında bile varamadık esaretimizin.Yavaş yavaş sömürdüler bilinç altımızda yeşeren tüm fikir tohumlarımızı, yarınlara deva olacak düşünce meyvelerimizi, insan olmaklığın bilincini inşa ettiğimiz toprağımızı,içimizdeki umutları uçurduğumuz gökyüzümüzü hislerimizi,acılarımızı, korkularımızı, meraklarımızı aydınlatan güneşimizi sömürdüler yine de ses etmedik.

Her yeri gezdik gördük ama içimizde dallarını hırs bürümüş asma bahçelerini, bir köşede çağlayan gözyaşı şelalerini, yollarını sevda yürümüş dertli şehirleri ve keşfedilmemiş merhamet, insanlık ,İncelik ormanlarını görmedik. Tüm güzel şeylere düştük de kendi içimize düşmedik.

Kader Şahin

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x