Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

17 Ekim 2020

Kentin Kapılarını Kapatın!

“Dünya’da savaşlar kadar vebalar da meydana gelmiştir. Vebalar da savaşlar da insanları hazırlıksız yakalar. Ancak başınıza geldiğinde inanmakta güçlük çekilir. Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa, iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir.”

Albert Camus’un kitabı olan “Veba” 1947 yılında yayımlanmıştır. Kitap bir günce olarak ele alınmıştır ve Cezayir’deki Oran kentinde geçen ilginç olayları ele alır. Oran kentinden, yaşamından, alışkanlıklarından bahsetmiştir. En çok dikkatimi çeken şey kent insanlarının sevgi, şefkat gibi duygulardan uzak oluşuydu. Mesela birisi hastalandığında evinde yalnız kalmaya mahkûm ediliyor. Bu da insanların fazlasıyla modern yaşamasıyla bağdaştırılıyor. Ve bir gün bir apartman binasında kapıcı tarafından bir farenin can çekiştiği görülüyor. Daha sonra kentteki bütün fareler peşi sıra aynı şekilde ölüyor ve toplu fare ölümleri gerçekleşiyor. Bu durum kapıcının olduğu binadaki Dr. Rieux’un dikkatini çekiyor, durumu araştırmaya başlıyor. Ve insanlardaki ilk ölüm kapıcı ölünce gerçekleşiyor. “Fareler gemiyi terk ettiğinde; bunun gemiler için doğru olduğu ancak kentlerle ilgili her zaman doğru olmadığıdır.” Daha sonra insanlardaki ölüm gün geçtikçe katlanarak artıyor. Ve durumun bir ‘veba’ olduğu ilk kez Dr. Rieux ve meslektaşı Dr. Castel kendi arasında dillendiriyor. Rieux, ilk başlarda durumu kabullenemiyor. Daha sonra tarihteki diğer vakaları, Konstantinopolis vebası gibi diğer vebaları düşününce durumun vahametini anlıyor.

Ve veba gittikçe yayılım gösteriyor. Bunun nedeni de yetkililerin, halkın endişeye kapılmasını istemediği için gerekli sıkı tedbirleri almamasıdır. Ve yetkilere “Kenti kapatın!” haberi gelir. Bu haberden sonra durumun ciddiyetini kavrarlar. Nasıl da tüyler ürpertici bir tümcedir bu. Bu haberle giriş çıkışlar yasaklanır. Ayrılıklar, özlemlere kapı aralanmıştır. Bazısı için bu bir sürgündür. Kendine sürgün… İnsanlar evlerinde kalmaya mahkûm bırakılıyor. Aslında böyle zamanlarda iki üç dostumuzla oturup çay eşliğinde yaptığımız küçük bir sohbetin bile ne denli önemli olduğunu kavrıyoruz. Arkadaşlarla toplanmalarımız ölçülmeyecek şekilde kıymete biniyor. Asıl değerlerini, hayatımızdaki yerlerini böyle zamanlarda anlıyoruz. “Böylece herkes gökyüzüne karşı yapayalnız yaşamaya başladı” ve gittikçe insanlar yalnızlaştı.

Vebanın ilerleyen sahalarında hoşnut olduğum şey, hastalara ve doktorlara yardım için gönüllü bazı birliklerin kurulmasıydı. Zaten böyle afet, hastalık gibi durumlarda olması gereken de bu değil miydi? Bu dayanışma ve birliktelikler musibetlerin daha çabuk atlatılmasını ve hayatın daha çok yaşanabilir kılınmasını sağlar.

Vebanın giderek yaygınlaştığı kentte mahalleler birer birer karantinaya alındı. Bu mahallelerde yaşayanlar ‘her zaman benden daha tutsak biri vardır’ tümcesi ile kendilerini avutarak umutlandırıyordu. Kim bilir belki bu tümceye inanç onların biraz da olsa dinç durmasını sağlıyordu. Ve tabi vebanın biteceğine umudu kalmamış insanlar da vardı. Ve onu kurutma hayaline kapılarak evlerini yakmışlardı. Yangın güçlükle durdurulup, bu tür girişimleri kesmek için nöbetçiler görevlendirildi. İlk başlarda vebadan dolayı ölenleri gömüyorlardı daha sonra gömülecek bir yer kalmadığından, ölenleri ve eşyalarını yakmaya başladılar. Durumun gittikçe kötüleştiği umutların yavaş yavaş tükendiği dönemde ilk defa birkaç kişide iyileşmeler görüldü. Daha sonra insanlar, birkaç fare görmeye başlayınca içlerindeki umut yeşermeye başladı. Evet, fareleri görmek onları sevindirmişti. Durumun iyiye gitmesinde canla başla çalışarak Castel’in yaptığı serumun etkisi büyüktü. Tabii ki Rieux ve arkadaşların çabalarını unutmamak gerekir. Aniden bitmese de veba, yavaş yavaş ellerini Oran’ın yakasından çekmeye başlamıştı.

Ve kent sakinleri normal yaşantılarına geçmeye başladılar. Kentin kapıları açıldı. Ayrılıklar, sürgünler son buldu. Vuslat gerçekleşti, özlemler son buldu. Şenlik hâkimdi sokaklarda. Büyük bir coşkuyla eğleniyordu dışarda büyük bir kısım. Bazı aileler vardı ki eğlenmeyi bırakın evlerinin kepenklerini dahi kaldırmamışlardı. Bunlar veba yüzünden ölümün uğradığı evlerdi. Ama yine de günlerce eğlenceler düzenlenmeye devam etmişti. Çünkü veba bitmişti…

Esma ASLAN

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x