Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

14 Eylül 2020

Korona; Pozitif ve Negatif Çizgide Hayatlar

Koronavirüs ya da diğer bir ismiyle covid-19.İlk kez Çin’in Vuhan kentinde görülen yarasadan insana bulaştığı söylenilen ve büyük bir hızla dünyayı etkisi altına alan salgın hastalık. Bu teorik tanımı hepimiz biliyoruz.Peki, bıraktığı izleri…Şimdi koronavirüsün bana ve aileme nasıl bulaştığını tanımızın nasıl konulduğunu,tedavi sürecini ve en önemlisi üzerimizdeki psikolojik etkisini anlatmak isti-yorum. Ülkemizde ilk vaka görüldükten sonra yapılan tüm uyarıları dikkatle uygulamaya başladık.Temizlik,-sosyal mesafe kuralları ve maske kullanımına oldukça dikkat ediyorduk.Dışarıdan gelen hiçbir şeye çıplak elle dokunmamaya gayret ediyor, dokunursak mutlaka ellerimizi sabunluyor dışarı çıkmayın uyarılarına harfi-yen uyuyorduk.Babamın teyzesinin vefatıyla beraber tedbirlerimizin Allah’ın takdirinin önüne geçemeyeceğini anladık. Babaannemin İstanbul’daki kardeşlerinin taziyeye gelmesi her şeyin başlangıcı oldu.Gelen akrabalarımızın burada kalacak yerlerinin olmaması bu önlemlerin tümünün üzerine sünger çekti.Akraba-larımız bizde 3 gün kalıp İstanbul’a geri döndüler.Ve döndüklerinin ertesi günü hayatımızı alt üst edecek ilk haber geldi.İstanbul’dan gelen ve tam 3 gün bizde konaklayan teyzeye covid-19 tanısı konulmuştu.Bu haberle birlikte gerçekten yıkıldığımı söyleyebilirim.

Haberin geldiği gün hemen kendimizi ihbar ettik ve zorunlu 14 gün karantinamız başladı. İlk gece hepimiz için çok zor geçti, o gece hiç uyuyamadık.Altlı üstlü oturduğumuz iki evde toplamda 12 kişiydik ve her-kesi ayrı ayrı düşünüyorduk.9 yaşında kardeşim de vardı 82 yaşındaki babaannem de.Hepimiz semptom göstermeye başlamıştık. Hastalığı kendimize konduramıyor,her belirtiyi başka bir sebebe bağlıyorduk. Karantinamızın 4. gününde korktuğumuz başımıza geldi.Babam,halam ve amcam hastaneye kaldırıldı ve yapılan testlerinin pozitif olduğunu öğrendik. Ger-çekten kendimi çok çaresiz hissetmiştim.Babamlar gittikten sonra daha kendimi toparlayamadan baba-annem ve küçük halamı da hastaneye götürdüler. Evden bu kadar pozitif vaka çıkınca ben,annem,ablam ve kuzenime de test yapıldı ve biz de pozitiftik. Gitme sırası bize gelmişti.Giden mi olmak zor kalan mı düşüncesine kapılmıştım.Ve gerçekten hastanede olmayı evde olmaya tercih edeceğimi düşünmezdim. Geride iki kardeşim kalmıştı, kendim için değil ailem için çok korkuyordum.İnsanların belki görmekten çekindiği beyaz tulumlu adamların sürekli gelip birilerini hastaneye götürmesi çok sarsıcı bir olaydı.Değişik bir hastalık bu.Ne hastanedekine ulaşabiliyorsun ne de evdekine… Kardeşlerimin tek kaldığı gece aklımıza türlü türlü düşünceler geldi.

Hastalanma ihtimalleri,acaba korkacaklar mı düşüncesi hatta deprem bile. O gece de hiç uyuyamadım aklım sürekli kardeşlerimdeydi. Sabah büyük kardeşimi aradığımızda hiç halinin olmadığını ve grip olduğunu söyledi. Her gün bugün yaşayacağım en kötü gün diye düşünüyordum ama ertesi gün daha kötüsü oluyordu. Belli ki ona da bulaşmıştı.Hastaneye gitmesini söylediğimizde,”Ebrar tek kalacak, ona bir çözüm bulmaz-sanız hastaneye gitmem” diyordu.Gece iyice rahatsızlanınca ambulansı aradık ve iki kardeşimi hastaneye götürdüler. Gece üçte ortada kalan iki çocuk, elinizden hiçbir şey gelmemesi, pozitif olma ihtimalleri,eve götürecek kimsenin olmaması,birinin tek kalacak olması… Bu düşüncelerle geçen bir karanlık gece daha.

Artık kime üzüleceğimi bilemez olmuştum. Babamın düşmeyen tansiyonu,yan odalarda olan ama görüşmemizin yasak olduğu ablam,kuzenim ve küçük amcam, sokakta kalan kardeşlerim, yanımda çaresiz olan ama yinede beni teselli etmeye çalışan annem, böbrekleri iflas etmekle karşı karşıya kalan amcam,-babam ve halalarım. Kelimelerin anlatmaya kifayetsiz kaldığı bir gecenin sabahında büyük kardeşimin de pozitif olduğu 9 yaşındaki kardeşimin ise negatif olduğunu ve tek kalacağını öğrendik.Bunu öğrendiğimiz sabah artık dayanacak gücümün kalmadığını hisset-tim,ta ki annemin çaresizliğini hissedinceye kadar. An-nem kardeşime bakacak kimse olmadığı için tedavisini sonlandırmaya karar vermişti.Üstelik doktorlar bunun uygun olmadığını söylemişlerdi ama onlar da içinde bulunduğumuz durumdan ötürü engel olmuyorlardı. Annem tüm belgeleri imzalayıp çıkacakken Allah’a olan şükrümüzü,inancımızı arttıran ve Allah’tan ümit kesilmez sözünü bir kez daha yakinen yaşadığımız haber gelmişti. Küçük halamın tedavisi tamamlanmış testi negatif çıkmış ve eve gönderilecekmiş.Kardeşimi yanına aldı ve annem tedavisine devam edebildi.

O gün itibariyle her şeyin iyi olacağına olan inancım artmaya başlamıştı.Bu sürede annem,ben,ablam, küçük amcamve kuzenim iyileşme sürecine girmiştik. Ama babam,büyük amcam,babaannem ve büyük halama oksijen verilmeye başlanmıştı. Bu durum bizi endişelendiriyordu.Virüsün tedavisinde 3 aşama uygulanıyor.1. Aşamadaki ilaçlar bize verilen ilaçlar ve çok ağır geliyor.Babamlar daha ileri seviyede oldukları için onlara 2.aşama tedavi yöntemine geçildi.Oksijen ve Çin’den getirilen ilaçlar verildi.Bu ilaçlar daha da ağır olduğu için vücutta değişik etkilere sebep olabiliyormuş. Babamın karaciğeri amcamın ise böbreği bu durumdan etkilenmişti. Bizler hastanedeki 7. günümüzde yapılan yeni testimizin negatife döndüğünü, durumumuzun iyi olduğunu öğrendik ve taburcu edil-dik.Taburcu olmamıza bile içten sevinemiyorduk çünkü hala arkamızda bıraktığımız 6 hastamız vardı.Eve dönüş sürecimizde sevindirici haberler pes peşe geldi. Çok şükür hastanedeki herkes negatife dönmüştü. Allah’ın lütfuyla sağlığımıza kavuşup eve dönmek na-sip olmuştu. Bu süreç beni çok olgunlaştırdı. Ölümün bizler için var olduğunu biliyorduk fakat hiç bu kadar yakından hissetmemiştik. Allah’a kardeşlerim çok küçük anne ya da babamdan birini bize bağışla diye dua etmenin ne kadar zor olduğunu anlatamam.Ne kadar aciz olduğumuzun farkına vardık, çaresizlik ve ümidi aynı anda yaşadık. Böbrekleri sıkıntıda olan amcama su ulaştıramama çaresizliğini de 82 yaşındaki baba-annemin durumunun iyiye gittiğini duyduğumuzdaki ümidi de yaşadığımız gibi. Ve bir kez daha hissettik ki Allah’tan başka kimsemiz yok. Derdi veren de “O” dermanı verende…

Asena Nüveyba TAŞTAN

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x