Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

24 Aralık 2020

Mahmud Derviş

Çağdaş Arap şiirinin en önemli isimlerinden olan Mahmud Derviş, 1941’de Filistin sahilindeki Akka şehrinin Berve köyünde doğdu. Derviş, otel odaları ve havaalanları arasında geçen ömrünü dolduran; Moskova’dan Mısır’a, Beyrut’a, Tunus’a ve Paris’e uzanan sürgünlerin ilkini daha 7 yaşında yaşamış ve ailesiyle yürüyerek Lübnan’a geçmişti. Çünkü Berve Köyü, 1948 yılında İsrail’in Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesinin ardından dört yüzden fazla köyle birlikte işgal edilmişti.

Ünlü şair bu ilk sürgün yolculuğuna çıkarken içinden geçenleri, yıllar sonra yazdığı bir şiirde çocukluğun o naif sesiyle babasına seslenerek dile getirecektir:

[Beni nereye götürüyorsun babacığım?

Rüzgârın gittiği yöne ey oğulcuğum.]

Derviş ve ailesi bir yıl sonra köylerine geri dönerler ancak evleri yerle bir edilmiş, köylerinin ismi değiştirilmiş ve yerlerine Yemen’den getirilen Yahudiler yerleştirilmiştir. Doğup büyüdükleri, ekip biçtikleri yerlerin mültecisi oluvermişlerdir: 

[Yaşadığımız topraklardaydık ama bu kez mülteci olarak. Bu bizim ortak tecrübemizdi, bu acıyı hiçbir zaman unutmayacağım.]

Ardından Hayfa’ya yerleşen Derviş, burada lise eğitimini tamamladı. El-İttihad adlı gazetede çalışmaya başladıktan kısa süre sonra tutuklandı. Araplarla Yahudilerin birlikte örgütlendikleri İsrail Komünist Partisi’ne üye oldu. Faaliyetleri nedeniyle defalarca cezaevine kondu, zorunlu ikamete mecbur edildi.
1970’ten sonra Moskova’da eğitim almaya başlayan Derviş, daha sonra Kahire’ye geçti. Burada Arap dünyasının efsanevi yazarları ve müzisyenleriyle tanıştı.
1973’te Beyrut’a yerleşen şair, şehrin İsrail askerleri tarafından işgal edilişine, en yakın dostlarının öldürülüşüne; Sabra ve Şatila katliamı gibi büyük insanlık suçlarına tanık oldu. 1982’de Şam mercilerinden davet aldı ve coşkuyla karşılandığı Suriye’ye yerleşti.

Şairin yaşam öyküsünün özeti sürgündür. Bu sürgün; hapishane, yolculuk ve hastane arasında geçen mekânsal sürgün olmakla birlikte, hayatı boyunca tanık olduğu İsrail katliamlarıyla birlikte kendi içinde yaşadığı ruhsal sürgündür. Her iki sürgünün yansımalarını, şairin hayatı ve edebi kişiliğinde görmek mümkündür. Bu nedenle Derviş, “Sürgün Şairi” olarak anılır:

[ Adın ne? 

Unuttum.

Babanın adı? 

Unuttum. 

Annen? 

Unuttum. 

Uyudun mu dün gece? 

Uzun süre uyudum. 

Rüya gördün mü? 

Çok. 

Ne gördün? 

Hayatımda görmediğim şeyler. ]

Derviş’in ilk dönemki şiirlerinde öne çıkan önemli bir tema ise; vatan mefhumu ve Filistin sorunudur. Şiirlerinde Filistin halkının direnişini işlemesi nedeniyle de Derviş, “Direniş Şairi” olarak anılmıştır:

[ Doladılar ağzına zincirleri

Bağladılar ellerini ölüler kayasıyla

Ve dediler ki “sen katilsin!”

Gasp ettiler yemeğini, elbiselerini, bayraklarını

Attılar onu ölü zindanlarına

Ve dediler ki “sen hırsızsın!” ]

Dünyayı tanımış, hem Arap kültürünün köklerine hem de insanlığın ortak değerlerine eğilmiş olan şairin pek çok dünya diline çevrilen şiirleri günümüzde baskı ve zulme karşı direnişin evrensel sembolleri arasında sayılmaktadır.
Filistin ulusal kimliğinin kurucu figürleri arasında yer alan Mahmud Derviş 9 Ağustos 2008 tarihinde  Ramallah’ta yaşama veda etti. Filistin hükümeti, şairin ölümü üzerine ulusal yas ilan etti. 22 şiir kitabı ile 21 düz yazı ve deneme türünde eserler bıraktı.

 

 

 

 

 

Bir İnsan Hakkında 

Doladılar ağzına zincirleri

Bağladılar ellerini ölüler kayasıyla

Ve dediler ki “sen katilsin!”

Gasp ettiler yemeğini, elbiselerini, bayraklarını

Attılar onu ölü zindanlarına

Ve dediler ki “sen hırsızsın!”

Kovdular onu bütün limanlardan

Elinden aldılar küçük sevgilisini

Sonra dediler ki “sen mültecisin!”

 

Ey gözleri ve elleri kanlı kişi

Gece gerçekten geçicidir

Ne nezarethane kalıcı

Ne de zincirli zırh!

 

Neron öldü, Roma ölmedi…

Gözleriyle savaşıyor!

Başağın taneleri ölüyor

Vadi başaklarla dolacak…!

عن إنسان

وضعوا على فمه السلاسلْ
رابطوا يديه بصخرة الموتى ’
وقالوا : أنت قاتلْ !

أخذوا طعامَهُ ’ والملابسَ ’ والبيارقْ
ورموه في زنزانة الموتى ,
وقالوا : أنت سارقْ !

طردوه من كل المرافئْ
أخذوا حبيبته الصغيرة ’
ثم قالوا : أنتا لاجئْ!

يا دامي العينين , والكفين !
إن الليل زائلْ
لا غرفةُ التوقيف باقيةٌ
ولا زَرَدُ السلاسلْ !


نيرون مات ’ ولم تمت روما…
بعينيها تقاتلْ !
وحبوبُ سنبلةٍ تموت
ستملأُ الوادي سنابلْ..!

Serhat Ürekli

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla