Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

11 Eylül 2020

Mavi Kelebekler

Binlerce kişinin Avrupa’nın göbeğinde katledildiği SREBRENİTSA…

2.Dünya savaşından sonra Avrupa’daki en büyük katliam. Bir gün içinde katledilen 8 bin 372 Boşnak…

Yardım çığlıklarını duyamadığımız seslerine kulak veremediğimiz yüzlerce insanın mezarları karşısına geçip ‘Biz geldik. Sesinizi duyuramadığınız insanlar geldi.’ diyerek utanç içinde selam verdik. Toplu katliamların kameralara kayıt edildiği o kan kokan Srebrenitsa. Akü fabrikasına toplanan hurda yığını muamelesine maruz kalan siyaset uğruna tek sebep gösterilmeksizin katledilen insanlar. Hala toplu mezarların tespit edilip bulunan kemikler kayıplar listesinden tespit edilerek Potarica mezarlığına defnediliyor. Toprağı yeni olan mezarları gördükçe gözümüzde katliamlar canlandı. Toplu mezarlar ise Mavi kelebekler sayesinde bulunmuş.

Mavi kelebekler ise bu katliamın simgesi. Katliama imza atan SIRP askerleri cesetler bulunmasın diye kilometrelerce uzağa gömüp üzerini bitkiler ile kapatıp içlerine metaller atan bu vahşetin sahipleri bir şeyi hesaba katamamışlar, toplu mezarların toprağı beslemesi ile Artemis adında çiçeklerin oluşmaya başlamış ve sadece bu çiçek ile beslenen MAVİ KELEBEKLER bölgede çoğalmış dikkat çeken bu çoğalma halkın araştırmalarına sebep olmuş. Bu kelebekler sayesinde 300 toplu mezar tespit edilmiş.

Aliya’nın Türkiye’ye vasiyet ettiği bu topraklar hala bizim parçamızı taşıyor. Sokaklarda çarşıda pazarda sohbet ettiğimiz o güzel insanlar Türkiye’ye olan sevgisini her fırsatta dile getirdi. Sohbet ettiğimiz o insanlara geçmiş ile ilgili sorular sorduğumuz da yüzlerinde oluşan o hüzün senesini hâlâ anımsıyorum. Hafızalarından sildikleri o kara günlerden bırak bahsetmeyi hatırlamak dahi istemiyorlar. İçlerinden öyle biri vardı ki sadece o cesaret edip bizimle o kara günleri paylaştı: ‘’ Ben daha çok küçüktüm 9 yaşındaydım. Ailem ile birlikte bizi bir kamyonete MAVİ KELEBEKLER 11 bindirdiler, üstü açık ama çok fazla insanın üst üste olduğu o kamyonet ile bizi boş olan yere indirdiler, indirmeleri ise kaldırıp atmaktan ibaretti. Üstü başı kirlenmiş bakımsız onlarca belki de yüzlerce kişi ile beraber kaldım. Hep birlikte günlerce aç kaldığımız o insanları hafızamdan silemiyorum. Ailem ile birlikte oradan ayrılıp gizlice çıktığımız yolculuğun yorgunluğunu şuan bile anlatırken size hissediyorum, ağaç yosunlarını yediğimiz o yokuşları tırmandığımız yolculuğun benim sonradan fark ettiğim özgürlüğüme kaçışımmış. Şu an size anlattığım bu akü fabrikasında binlerce insanın kanı akıtıldı. Onlarca kadın istenmedik hallere sürüklendi… Ve hiçbir şeyden habersiz melek olan yüzlerce melek çocuklar…’’

Yutkunarak bize anlattığı bu acı gerçekleri dinlerken göz yaşlarımıza hâkim olamadık, yüzünde ki ifadeleri ise gönlümüze kazıdık. Savaş 1992’den 1995’e kadar devam etmiş. Aliya’nın liderliğinde Müslüman Boşnaklar barış için bütün yolları aşındırsada fayda etmemiş. Sizlere biraz da olsa unutamadığım o Hayat Tünelinden diğer adı ile Yaşam tünelinden de bahsetmek istiyorum, Hayat Tüneli diyorum çünkü binlerce kişinin hayatı o tünel sayesinde kurtulmuş. Saldırı altında zor şartlarca gecenin karanlığında eşilen o tünel…

Günümüze ise çok az bir mesafesinin ulaştığı o tünelden geçerken düşündüğüm tek şey iki büklüm ilerlediğim o zorlu yolculukta düşündüğüm tek şey binlerce insanın nerdeyse 1 km olan bu tüneli nasıl geçtikleri oldu. Tünelin sonu KOLAR ailesinin bahçesine çıkıyordu. O evi şu an müze olarak kullanan Bosnalılar evdeki tek bir mermi izini bile onarmayarak insanlara ne türlü savaş verdiklerini yıllar boyunca anlatmak istemişler. HAYAT TÜNELİ \ YAŞAM TÜNELİ olarak bilinen bu tünel adının hakkını tam olarak verdiği aşikâr. Tüneli askerler ve siviller tarafından 4 ayda yapmışlar. Bu tünel SARAYBOSNA’nın kuşatmadan tek çıkış yolu olmuş. 300 bin insanın hayatını kurtarmış. Şuan delik deşik olan o evde anladım ki insanın hayatı 1 metreye karanlık ama sonunda ışık olan o tünele sığıyormuş.

Ve kırmızı güller…

Saraybosna’da yürürken bazı noktalarda yerlerde olan kırmızı güller görüyordum daha sonradan öğrendim ki orada savaşta hayatını kaybeden insanlar anısına yapılmış bu kırmızı güller. Gördükçe tüylerim diken diken oluyordu. Ve o an meydanda yürürken anladım ki bu savaş sadece askerlere yönelik olan bir savaş değilmiş bu savaş Sırpların Müslüman Boşnakları yok etmek için başlattıkları bir savaşmış…..

Aliya’nın hayatının son anına kadar mücadele verdiği bu topraklarda katledilen onlarca masumun şehadetlerinin kabul olması duaları ile…

Affedin bizi MAVİ kelebekler…

Kübra USTA

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla