Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

10 Aralık 2020

Mavi Kokulu Yolculuk

 ” Bana sorarsanız beni denize atma işini tekrar konuşalım. Ben bu balıkları doyuramam, canım ne ki. İyisi mi siz beni esir alın, geminizin işlerini göreyim. Hem de hiçbir ücret talep etmeden.’’ Dedim. Yüzüme kondurmaya çalıştığım tatlı bir gülücük, ve aklımda ne olur insafa gelsin düşüncesi ile baktım, gözlerinde hırçın dalgalar barındıran kadına. Aloise, yüzündeki hiddet adım adım yerini düşünceli bir ifadeye bırakırken, “tamam” dedi. O düşünceli hâl birden karanlık bir boyut aldı ve tam Eyvah vazgeçti, atacak beni! Derken, üzerinde durduğum kalası tek hamleyle kendine çekip, “tek bir hatanda, unut denizi, kılıcımın tadına bakarsın küçük hanım.” Deyince içime derin bir nefes çektim. Oksijen hiç bu kadar tatlı gelmemişti ciğerlerime dostlarım. Şimdi gelgelelim akıllarda ki o soruya, ben köpekbalığı menüsüne nasıl girdim.

Kocamandı madam, daha önce öylesi bir yaratık görmemiştim, dedim. Yaşlı kadın inanmaz gözlerle süzerken beni  yani bir çuval balığı kaybettin öyle mi? Dedi. ” Seni haylaz kız, daha öncede bir kaza sonucu gelecekten bugüne geldiğini söylemiştin.” Araya girip “ama bu doğru madam!’’

Madam elini kaldırıp “o kafandan neler geçiyor anlamıyorum kızım. Aslında seni çoktan kovmam lazımdı ama kimin kimsen olmadığı için bunu yapmaya yaşlı kalbim el vermiyor.” Dedi ve arkasını dönüp yukarı çıkarken, “git ve Forrest amcandan bir çuval balık daha sipariş et” dedi. “Tamam madam” diye geveledim ağzımda, ama beni duyduğunu sanmıyordum. Kimse inanmıyor bana dostlarım, hoş nasıl inansınlar ki ben bile garipserken bu yaşadıklarımı, kimi neye inandıracaktım. Evet dostlarım ta 21. yüzyıldan buralara, Ortaçağ’a nasıl geldiğimi bilmediğim gibi, nasıl döneceğimi de bilmiyordum. Gözlerimi madamın evinde açmıştım, beni Forrest amcanın, denizde boğulmak üzereyken bulduğunu, sonrada ona getirdiğini söylemişti. Madam ve Forrest amcanın yardımıyla kısa zamanda öğrenmiştim dillerini. Bir balık nasıl tutulur, ağ nasıl atılır, bunları Forrest amca itinayla göstermişti, onların yardımıyla bu dört aylık süreçte uyum sağlayabilmiştim buraya. Valensiya’nın dar ve küf kokulu sokaklarını adımlarken aklımdan geçenler bunlardan ibaretti. Forrest amcanın dükkanı tersanenin yakınındaydı. Seviyordum tersaneyi, kocaman ve ihtişamlı gemiler vardı. Yüzüme yayılan hain sırıtışa engel olamıyordum, Hımm, geçerken şöyle bir uğramanın zararı olmazdı sanırım…

 

“Kimsin sen?” Evet sevgili dostlarım bu soruya verecek bir cevabım yoktu, sahi kimdim ben, gelecekten gelen bir talihsiz mi, yoksa madamın bana verdiği yeni kimlikle, Alandra mı?

“Her şeyi açıklayabilirim.” dedim sevimli olmaya çalışarak, ama nafile karşımdaki genç kadın pek yumuşamışa benzemiyordu.

“Hadi açıkla bakalım.” dedi, inceleyen, meraklı bakışlarla. Ne diyebilirdim ki geminiz ilgimi çekti, şöyle bir bakınayım derken hareket etmeye başladı bende inmeye fırsat bulamadım, ah hayır buna inanmazlar, ben cevap vermeyince, “Benim adım Buena, düş peşime seni yardımcı kaptan Aloise’e götüreyim o ne yapacağını bilir.” Dedi ama endişeli bir hali vardı…

Ve evet, endişesinin sebebini kalın kalasın üstünde, denize sıfır vaziyetteyken anladım dostlarım..

 

Birinci bölümün sonu…

 

                                   Amine Şemse Fidan

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla