Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

10 Aralık 2020

Merhamet

Merhamet; bir duygu, bir düşünce, bir eylemdir. Her yeni doğan insanı Allah’u Teala,  duygularıyla birlikte dünyaya gönderir. Biz, her yeni doğan bebeğin duygularının olduğunu biliriz fakat o duygularını gözlemleyebilmemiz için onların büyümelerini beklememiz gerekir.  Annesinin şefkatiyle huzura ermesi, gülücükler saçması buna örnek olarak verilebilir. Bebek, daha sonra ailesinden ve çevresinden gördüklerini fark etmeden zihninde kavrayarak duygularını, düşünce aşamasına getirir. Bu aşamada çocuk düşüncelerini ailesine sürekli istekler ve sorularla yöneltir. Bunu dikkat çekerek yapar, ağlar ve merhamet bekler. Aile de bunu anlayarak onu geliştirme çabasına girer.

Zamanla bu duygu ve düşüncelerini geliştiren genç, etrafında cereyan eden olaylar karşısında düşüncelerini eyleme geçirme içgüdüsünü hisseder. Arkadaşının hissettiklerini fark ederek duygularını paylaşır, onu dinler ve derdine derman olmak ister. İşte burada eyleme geçerek arkadaşına yardım eder ve merhamet duygusunu en güzel biçimde açığa çıkarmış olur.

Merhamet duygusu ile olmak, her işin başı ve özüdür. Allah’ın rahman ve rahim isimleri, merhametin en güzel tecellisidir. Yani dünyada tüm insanlara rahmet ve merhamet eden, ahirette ise yalnız Müslümanlara merhamet edendir. Alemleri -dünyayı, gezegenleri, cennet ve cehennemi-  bu özel duygu ile yaratmıştır. Ve bunu kendi yarattığı insanoğluna da bahşetmiştir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi yarattıkların en güzeli olan insan, bu duyguyla yaşar ve bu duyguyu kendi iradesiyle yoğun yaşayarak geliştirir. O gencin arkadaşının derdine derman olmak istemesi, merhamet duygusunu geliştirdiği içindir. Fakat geliştirmeyip tam tersi acımasız, umursamaz, merhamet duygusunu köreltmiş olursa; Allah’u Teala’nın Tin Suresi’nde anlattığı üzere aşağıların aşağısı olan esfelissafilin durumuna düşer. Bizi yaratan Allah, adalet ve merhamet üzere tüm insanları hatta tüm canlıları, bu düsturuyla yaratıp yaşatır. Bunu, aklını kullanarak anlaması da insanın görevidir. İnsan bu dünyada mutluluğu, şefkat ve merhamet duygusunu geliştirerek bulur.

Fedakarlığıyla bir borçluya yardım ettiğinde, ağlayana bir omuz olup güldürdüğünde, kimsesize bir el uzattığında ve hal hatır sorduğunda en mutlu insan o olur çünkü Allah’ın en sevdiği kullar arasında olduğunu hisseder. Yani merhamet hem dünyamızı hem ahiretimizi güzelleştirendir.

Bunun sırrına eremeyen insanlar, merhameti tam olarak kavrayamadıkları için merhamet etmeleri gerektiğinde ‘neden ben yardım edeyim ki tek enayi ben miyim?’ düşüncesiyle cahilliğini ortaya çıkarmış olur ve merhametten uzaklaşırlar.

Halbuki, Rabbimizin isteği, en güzel mutluluk kapısı olan merhametimizi sonuna kadar açıp herkese ulaşmamız ve kucaklamamızdır. Merhametten yoksun olanlara da dua edip onlardan uzak durmamız gerekir. Bu bizim en önemli düsturumuz, duruşumuz olmalıdır. Hayatta her ne kadar olumsuzluk olsa da Allah’ın rızasını kazanmak, O’na koşar adımla varmak, en güzel hedefimizdir 🙂

Merhamet belki bir eldi,

Beni sevdi sevindirdi.

Çaresizliğime merhemdi.

Sardı sarmaladı,

Sımsıkı bir bağdı…

Esma Taşçı

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
1 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
1
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla