Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

10 Aralık 2020

Merhamet

Kimine göre üç hece, kimine göre satırlarca yazıya eştir bu tek kelam. Kimileri için bir kedi yavrusudur, kimileri yüreğini sığdırır içine. Ne lisanı vardır ne bir dini ne de rengi. Onun dini insanlıktır, kaynağı insan lisanıdır.

 

Merhamet yürekte bulur yerini, oradan beslenir. Yürek ne derece yüklüyse sevgiyle o denli kuvvet bulur.

 

Güç müdür merhametli olmak, bu duyguyu taşımak ruhunda? Peki merhametliyim denince olunur mu gerçekten? Misal yolda görsen bir kimsesiz açar mısın yuvanın kapılarını? Bir tabak daha koymak masaya, bir temiz pijama ne denli yüktür sana? Bir depremzedeye el uzatmak onca yığının ardından…

 

Ağır olan taş mıdır yoksa merhametten yoksun taşlaşmış o yürekler mi? Zat bu sorulara ne denli cesaretle cevaplayabilirse o denli yürek taşıyordur. Merhametinden söz edilir.

 

Yalnız yardım etmek midir bir garibana? Peki güzel iki kelam etsen kırılmış bir yüreğe. Yağmur değmiş bir çift göze, gök gürültüsü gibi haykıran acısını yüce dağlara… Acıyla değil de aşkla , sevgiyle, şefkatle, merhametle titretsen yürekleri…

 

Şu cihan yalnız senin etrafında avare dönmüyor ya ey zat! Zor mudur merhamet göstermek, eylemek şefkat…

 

Gülümsetmek acıyla bakan gözleri senin de ısınmaz mı için aşktan parlayan gözlere bakmak. Yüreğin kanatlanıp uçmaz mı gezmez mi bir aşk diyarından diğerine.

 

Şu koskoca cihanda güven veren en büyük şeydir merhamet. Ne yılan deliğinde kalır ne tilkiler pusuya yatar. Merhamet ancak cesur yüreklerde yer edinir. Onun olduğu yerde cesaret vardır, korkuya asla yer yoktur. Sertçe sıkılmış yumruklar ancak acının üzerine iner, sarsar onu. Kötülüğe, acıya, üzüntüye inen o tek yumruk aslında tek değil pektir. Çünkü sevgi ve merhametle birleşmiş yek parça olmuş yüreklerden alır gücünü. Söylesene hangi kötülük bu güze boyun eğdirebilir.

 

Bu sebeptendir ki şefkat, merhamet dolu yürekler hep bir arada olmalıdır. Birbirine el uzatmaya çekinmemelidir. Sen dokunacaksın ki onun yüreğine o da kendisine düşen payı alabilsin sevgiden. Öyle bir duygudur ki bu paylaştıkça, böldükçe azalmaz aksine çoğalır. Tıpkı acının da paylaşıldıkça azaldığı gibi. Ne yüce bir duygudur değil mi bu? Her zatın erişmediği fakat çabalarsa sarıp sarmalayabileceği kutsal bir hissiyat.

 

Düşün ki kapkaranlık bir sokakta yapayalnızsın, günlerdir durmaksızın yağan yağmurun ardından puslu bir hava var etrafta. Sırtındaki ceketten başka tek şeyin bile yok. Tek dileğin ne olurdu. Para mı? Başını sokabileceğin bir ev belki. Yanan sobanın önünde oturup soğuktan kızaran parmaklarını ısıtmak. Peki ya sonra..?

 

Bedensel ihtiyaçlar karşılanır peki ya ruhun ihtiyacı. Peki ya sevgi, merhamet, şefkat, aşk…

 

Onlarsız nasıl mutlu olursun? Sevecenlikle sarılan kollar olmasa, sevgiyle öpen dudaklar olmasa, tutkuyla bakan gözlere muhtaç olsan..? İnsan ancak ve ancak merhametin kölesi olmalı onu kutsal görev bilmeli. Bencillik bu çağın ve bundan önceki tüm çağların en korkunç en hızlı yayılan ve tedavisi olan hastalığıdır. Tek tedavisi güçlü yüreklere bağlanmaktır. Panzehri merhamettir elbette. Sevgi şefkat pompalandıkça yüreğe bencilliğin zehri akıp gider.

 

Çevrene bir bak şimdi sana ihtiyacı olan insanlara kulak ver, ellerini uzat onlara. Soğukta yağmurda ıslanmış bir kedi yavrusunu al kollarına merhametini göster. Kırılmış bir yüreği sar yüreğine. İşte o zaman farkına varacaksın gücünün ve cesaretinin. O zaman son bulacak dünyanın karanlığı. Güzel aydınlık yarınlara açılacak kapılar. Dünyanın üçtür sırrı; umut, cesaret ve merhamet.

 

Rojda Gündüzalp

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla