Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

18 Temmuz 2021

Nesnelerin İnterneti ve Akıllı Şehirler

Eminim hepiniz son birkaç yıl içerisinde “nesnelerin interneti” ifadesini bir kez de olsa duymuşsunuzdur. İnternetin gün geçtikçe daha geniş kullanıcı kitlelerine ulaşmasıyla hem internet kullanımı hem de internete bağlı olan cihaz sayılarında ciddi artışlar kaydedildi. Önceleri internete bağlı cihaz denilince akla sadece bilgisayarlar gelirken; akıllı telefon ve tabletlerin hayatımıza girmesiyle internete bağlanan cihaz sayısı daha da artmış oldu. Peki internete bağlanan cihaz denildiğinde sadece akıllı telefonu, tableti veya bilgisayarı mı anlamalıyız? Bu sorunun cevabı şu anda okumakta olduğunuz bu metnin içinde saklı.

Nedir bu nesnelerin interneti? İnterneti biliyoruz ama kastedilen nesnenin özellikleri nelerdir? Tanım olarak nesnelerin interneti, internete bağlanabilen nesnelerin belirli bir haberleşme protokolü kullanarak kendi aralarında veya belirli bir sunucu ile iletişimde olması olarak ifade edilebilir. Bir cihazın nesnelerin interneti kategorisine girebilmesi için en az bir sensörünün olması ve internete bağlanabilmesi gerekir. Bu sensör sıcaklık, basınç, nem, hız, ışık miktarı, coğrafi konum gibi verileri algılayıp dijital verilere çevirebilir. Sensörün bağlı olduğu nesne internete de bağlanıyorsa “akıllı nesne” olarak isimlendirilir. Akıllı nesnelerin elde ettiği veriler bir bilgisayar tarafından analiz edilerek gerçek dünya sorunlarından birine çözüm sağlayabilir. Yazının ilerleyen bölümlerinde nesnelerin interneti teknolojisi kullanılarak gündelik hayattaki bazı sorunlara çözüm bulan akıllı şehir uygulamalarını bulabilirsiniz.

Nesnelerin interneti adına yapılmış ilk çalışma 1991 yılına kadar uzanıyor. Cambridge Üniversitesi’ndeki akademisyenler tarafından yapılan deneyde bir kahve makinesi kameralar yardımıyla çevrimiçi olarak görüntülendi. Bu çalışma bugünün şartlarında oldukça basit gibi görünse de nesnelerin interneti teknolojisinin temel taşlarını oluşturuyor. 2001 yılına geldiğinde bu sistem biraz daha geliştirildi ve kahve makinesinin görüntüsü eşzamanlı olarak başka bir merkezden elde edilmeye çalışıldı. Dönemin koşullarında 20 saniyede sadece bir fotoğraf gönderilip işlenebiliyordu. Günümüzle kıyasladığımızda teknolojinin 20 yıl içerisinde ne kadar büyük bir ivme ile geliştiği su götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Nesnelerin interneti teknolojisi hakkında az çok fikir sahibi olduğumuza göre bu teknolojinin akıllı şehirlerdeki kullanım alanlarından ve sağladığı faydalardan söz edebiliriz. Günümüz dünyasındaki şehirlerin başlıca sorunlarından biri nüfusun kırsal kesimlere göre daha fazla ve yoğun olmasıdır. BM raporuna göre 2050 yılına kadar dünya nüfusunun %68’i kentsel alanlarda yaşayacaktır. Kalabalık nüfus trafik problemini de beraberinde getiriyor. Artan trafik insanların en değerli varlığı olan zamanı boşa harcamasına neden oluyor. İstanbul gibi kalabalık şehirlerde trafikte harcanan zamanın büyüklüğünü çok rahat görebiliriz. Akıllı şehirlerin, trafik sorununu ortadan kaldırmanın yanı sıra karbon salınımını azaltma, enerji verimliliğinde artış, uygun fiyatlı altyapı ve ulaştırma sistemlerini sağlama ve kamu güvenliğini arttırmak gibi birçok amacı vardır. McKinsey Global Institute Raporu’na göre akıllı şehirlerin karbon emisyonunu, işe gidiş-geliş sürelerini, sağlık sorunlarını ve suç oranlarını %10 ile 30 arasında iyileştirebileceği tahmin edilmektedir. Artan kentsel nüfusa bakılacak olursa akıllı şehirler gelecekte daha temiz ve sürdürülebilir bir kent hayatı için vazgeçilmez olacaktır.

Biraz da akıllı şehir uygulamalarına göz atalım. Akıllı şehir deyince sadece yüksek teknolojiyle üretilmiş uçan arabalar veya otonom robotlar akla gelmesin. Sokaklara yerleştirilen harekete duyarlı sokak lambaları bile akıllı şehirlerin önemli bir parçasıdır. Çünkü akıllı şehirlerdeki asıl amaç enerji verimliliği ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesidir. Aşağıda verilen akıllı şehir uygulamalarına bakacak olursak hepsinin ortak noktası doğayı korumak ve insanın hayat standardını daha yükseğe çıkarmaktır.

Hollanda’da Groningen Belediyesi tarafından çöp kutularına yerleştirilen sensörler yardımıyla çöpün doluluk oranı saptanabiliyor ve merkezde toplanan verilere göre çöp toplama kamyonları sadece dolu olan çöpleri almaya gidiyor. Bu sayede hem çöp kamyonları tarafından kullanılan yakıtta azalma oluyor hem de çalışan işçilerin sarfettiği efor azalmış oluyor. Çöp konteynırlarının ne sıklıkta dolduğunun analizi yapılarak hızlı dolan konteynırların olduğu bölgeye daha büyük konteynırlar konulabilir veya konteynırların sayısı artırılabilir.

İspanya’nın Barselona kentinde şehir içi otobüslerin hareket saatleri trafik ışıklarına göre ayarlanarak kırmızı ışıklarda bekleme süresi en aza indirilir. Bu sayede hem sefer süreleri hem de yakıt tüketimi azaltılabilir.

Kayseri Belediyesi tarafından kavşaklara yerleştirilen sensörler sayesinde araç sayısının fazla olduğu yöne daha fazla süre yeşil ışık yakılarak trafik sıkışıklığı oluşmasının önüne geçiliyor.

Otoparklara yerleştirilen sensörler sayesinde nerede ne kadar boş park alanı olduğu bilgisi sürücülere eş zamanlı olarak iletilebiliyor. Bu sayede sürücüler kendileri için en uygun park alanını kolayca ve hızlıca bulabiliyorlar.

Gerçek zamanlı olarak veri sağlayan sensörler sayesinde orman yangınları anında tespit edilebilir. Yangını tespit eden sensörün ana merkeze konum bilgisi yollamasının hemen ardından itfaiye yönetimi, otonom yangın söndürme araçlarını yangın bölgesine havadan yönlendirir ve mümkün olan en kısa sürede olaya müdahale edilmesini sağlayarak orman yangınlarının yarattığı tahribat en aza indirilir.

Tüm bu örneklerden de anlaşılacağı üzere teknoloji hayatın önemli noktalarındaki sorunları çözmek için kullanıldığında daha temiz ve yaşanabilir bir dünyanın kapılarını açıyor. Yakın zamanda Japonya’da sınırlı bir alan içerisinde dışarıdan hiçbir enerjiye ihtiyaç duymadan kendi enerjisini üretebilen akıllı bir şehir inşa edildi. Şehir elektriğinin büyük bir kısmı güneş enerjisinden üretiliyor ve depolanan elektrik ile üç gün boyunca güneş olmasa bile tüm hanelere elektrik sağlanabiliyor. Küresel ısınmanın dünya üzerindeki canlı hayatını ciddi derecede tehdit ettiği düşünüldüğünde akıllı şehirlerin küresel ölçekte yaygınlaştırılması büyük önem arz ediyor. Ancak bu sayede gelecek nesillere daha rahat nefes alabilecekleri bir dünya bırakılabilir.

 

Yasir IŞIKTAŞ

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla