Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

21 Ekim 2020

Oblomovsuz Hayatlara

Tembellik birçoğumuzun günümüzde istemeden yaptığı, çağımızın hastalığıdır. Birçok toplumda tembellik, kişisel özellik olarak algılansa da aslında altında yatan birçok neden vardır. Bunlardan birine örnek verecek olursak buna en iyi örnek evrimsel bir psikolog olan Nando Pelusi’nin konu hakkındaki çok ilginç açıklaması olur, şöyle diyor: Bir tür olarak bizler deneme ve enerji tasarrufu eğilimi gösteririz. Başka bir deyişle tembellik atalarımızdan miras kalan bir şeydir. İnsanın doğası gereği açığa çıkan normal bir durumdur. İnsan tembelliğe yani eylemsizliğe yatkın bir varlıktır ancak onu bu eylemsizlikten kurtaracak şey bilincini diri tutması ve aklı doğrultusunda kararlı bir şekilde hareket edebilmesidir. Bir  diğer açıklamasında ise Dr.Pelusi; ayrıca  bilinmeyen topraklarda sorunlara tepki verme, mücadele etme ve çözüm bulma yeteneğinin genlerimizde olduğunu söyler. Bu da içimizdeki tembelliğe karşı göstereceğimiz direnişin yine içimizdeki yatkınlıkla çözümlenebileceğini doğrular.

Bunları açıklamamızın ve araştırmamızın nedeni tembelliğe sebebiyet olan nedenleri bulursak bu yönde kalıcı çözümler üretebiliriz.

Dünya edebiyatçılarından olan Ivan Gonçarov ‘un Oblomov’u aslında birçok toplumu yansıtır. Oblomov; tembel, hiçbir şey üretmeyen, her şeyi boş veren, hazırcı, ukala, yerinden kıpırdanmaktan bile kaçan, bezgin, halsiz, kötümser bir karakterdir. Oblomov, fiziki tembellik yanında zihinsel tembellikte de ön plandadır, öndedir. Sürekli kararlar alıp; kararlarının hiçbirini uygulamak için kılını bile kıpırdatmadan yaşar. Hayata ve her şeye karşı tam bir aymazlık ve kayıtsızlık vardır Oblomov’da. Baş kahraman Oblomov adeta tembelliğin patentini almış bulunmaktadır. O kadar tembelliği yansıtıyor ki psikolojide bile Oblomov tembelliğin karşılığı sayılır. Oblomov’a ailesi oturmak, yemek üzerine bir hayat kurmuşlardı. Toplumumuza bakıldığı zaman birçok aile aynı hayatı çocukları için de düzenliyor. Çocuklar eyleme geçmeden ailelerinin sunduğu kolaylıklarla yaşamaya alışıyorlar. Sonraki süreçte çocuklara ömürleri boyunca aynı döngü̈ içinde; yat, ders çalış, tüket komutu veriyorlar ancak çocuklar alışılmışın dışında isteyerek gönüllü olarak eyleme geçemiyorlar. Sadece sunulanla yetinmek durumunda kalıyorlar. Problem anında zihin üretmeye başlar ancak bir çocuğa sürekli konfor ortamı oluşturulup daha sonra hiç umulmadık bir anda üretime geçmesi beklenemez. İşte kendi Oblomovlarımızı kendimiz yaratıyoruz. Aslında çoçuklara düşünme fırsatı verilse belki de tembelliği aşıp daha sağlam temelleri olan bireyler yetiştirebiliriz. Böylelikle sorumluluk bilincinde hareket ederler.

Bu yaşadığımız karantinalı günlerde Oblomovlu halimizi inceleyip kendi kozamıza dönüp, içimizdeki cevherleri keşfetmenin tam zamanı.

Emine BÜYÜKDAĞ

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x