Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

12 Eylül 2020

Otogarlara Sinen Vedalar

Her saniyesi akla mıh gibi kazınan ayrılıkların, kavuşmaların, birilerinden ayrılırken birilerine kavuşma telaşının yaşandığı yerlerdir otogarlar. Nedendir bilinmez ama Türk Edebiyatı’nda pek az yer verilmiş, pek nadir tasvir edilmiş bir hissiyat bütünlüğüdür. Bilet simsarlarının bağrışmaları arasında kendini duyuran bazen bir gitmeme isteği, bazen bir “gitme kal” deme isteğidir otogarlar.

Havalimanlarında yapılan yolculamalar ile otogarlarda yapılan yolculamalar arasında veda lezzeti vardır. Otogarlar veda kültürünün iliklere kadar hissedildiği insan manzaralarından kesitler sunarken, havalimanları soğuk, sade ve duygusuz veda eder gönderilene.

Otogardaki vedalar; egzoz dumanlarıyla beraber ciğerlere çekilen ayrılık acısı, cılkı çıkana kadar sallanan eller, “Varınca aramayı sakın unutma” diyen tedirgin ağızlar… Tam manasıyla kum saatinin ters akışının başlangıcıdır o saatler.

Otogardaki vedalar… Ağlarken gülen yüzler birbirlerini incelemiyormuş gibi yaparak hiç rahat olmayan koltuklarda kıpırdamadan oturur. İki küçük çocuğuyla otobüse binen kadının telaşı, yüzündeki endişesi… Küçük çocuklar dışında neşenin de vedası vardır o anlarda.

Hasretlerin gri bulutları konulup ceplere, üst üste eklenerek içilen sigara misali hüzünler yaşanır otogarlarda. Cam kenarında oturan sevgilisine el sallayan bir sevgilinin gözyaşlarıdır bazen, bazen gözyaşlarını içine akıtan bir erkeğin zorlama gülümsemesidir. Davullu zurnalı asker uğurlamalarındaki “En büyük asker bizim asker “’in omuzlardaki buruk bakışlarıdır. “Gider gitmez paketi aç, içindekileri dolaba koy, yoksa bozulur.” diyen annenin vedadan önceki son ikazıdır. Daha önce defalarca sormasına rağmen son bir kez istemsizce sorduğu “Okulun ne zaman kapanıyor?” sorusundaki titrek ses tonudur, sardığı tütünü içerken “Paranı idareli kullan yavrum.” derkenki babanın buruk sesidir. Ağlaşan anaların ayaklarında terlikler, üzerlerinde basma elbiseleridir.

Nasıl yaptığı bilinmez en az kendisi kadar yalnız hissettiren şehirlerarası dinlenme tesisleri… Etrafında olup bitenleri anlamaya, bu kadar insanın nereden gelip nereye gittiğini çözmeye çalışırken, hangi ayda olduğunun önemini yoktur insanı soğuktan tir tir titretirken. Yarım saatlik yemek ve ihtiyaç molaları… Alelacele girilip çıkılan tuvaletler…

Ve her şey gibi yolların da bir sonu var. En azından o gün için yolun sonuna gelmiş olursun. Vedalaştıkların artık çok uzaktadır, yine de her şeye rağmen güçlü durmaya çalışır insan. Sanki hiç yorulmamış gibi, birazdan dolmuşa atlayıp seni uğurlayanların yanına gidecekmiş gibi bir telaşla hareket eder insan otogarda yalnızken.

Ve her vedadan sonra biraz daha olgunlaşır insan. Çünkü konuşmasa bile varana kadar gördüğü onlarca, yüzlerce yüz onu fark etmeden değiştirmiştir.

Yaptığımız her yolculuğun bizi sevdiklerimize yakınlaştırması duasıyla… VESSELAM

Nurettin Baykal

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x