Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

16 Ekim 2020

Ruhumuz Çalınsın Diye Pazarladık

Muhammet Şerif FIRAT

 İnsan doğası gereği ruh ile bir canlılık kazanır. Hayatta insanın asıl mutlu olduğu an, olayın durumun ve yahut nesnenin ruhunu keşfettiği anlardır. Doğaya bakarak doğanın ruhunu bir nefes ile içimize çekerken, doğaya sarılmış gibi hissederiz. Sanki çok büyüktür de içimize sığamayacak gibi… Kalbimizin daha da büyümesini isteriz. Çünkü ruhumuz güzeli sever. Her eylemin ruhu o eylemden daha kıymetlidir. Bilginin ruhu bilmekten, ikramın ruhu ikram etmekten, cesaretin ruhu cesurluktan, sevginin ruhu sevmekten daha kıymetlidir. Ruhu olmayan bilgi kibre, ruhu olmayan ikram gösterişe, ruhu olmayan cesaret zulme, ruhu olmayan sevgi körlüğe götürür insanı.

Aslında insanın ruhu da insandan daha kıymetlidir. Biliriz ki insanın bedeni çürüyecek ancak ruhu kalacaktır. Ruhsuz insan gördüğüne bakar ruhu olan ise hissettiğine. Bugünün dünyasında asıl yapılan şey bizi biz yapacak ruhların bizlerden çalınmasıdır. Müzikte Aşık Mahsuni, sanatta Mimar Sinan, şiirde Necip Fazıl gibi şahsiyetleri arar olduk.

Kapitalizm adlı hırsız, çalmak için bizde en önemli maden olarak ruhu gördü ve bunu bizden çaldı, hatta bizden teşekkür bile aldı. Ruh alındıktan sonra giyimimiz değişti, bakışımız değişti, sözlerimiz değişti, davranışlarımız değişti. Bütün bunları özgürlük adı altında yaparak bizi köleleştirdi. Korkak ve çaresizce bu çağda ancak bu yaşanır kurallar kaidesine müptezel etti. Takipçisi çoksa kıymetlidir ve söyledikleri doğrudur düşüncesini de bize verdi. Peki ya ruhu yoksa?

Öyle bir hırsızlık oldu ki ruhumuzu, çalınsın diye pazarlar olduk. Sadece sosyal medyada gülen insanlar olduk. Ne dert dinleyebildik ne dert anlatabildik. Çünkü sosyal medya ruh olmadan yaşanacak bir mecraydı. Medyasına yetti de sosyalliğini yalnız kalınca anladık. Ve zaman yetmedi bize, bir nefes kadar ölüme yakın olduğumuz dünyada. Ve hep bitiremediğimiz işlerle ve ihmal edip kırdığımız kalpler ile doldu hayatımız. Çok çabuk etkilenip çok çabuk unutur olduk. Çünkü biz ruhumuzu hırsızlara pazarlamıştık.

Alimlerden Rebî bin Heysem, evinin içine bir mezar kazdırmıştı. Kalbinde katılık hissettiğinde hemen oraya girip uzanır ve bir saat kadar dururdu. Daha sonra kalkar ve kendi kendine şöyle derdi: “Ey Rebi ölmeden önce güzel işler için fırsatın var her an ölebilirsin”. İşte ruhu keşfetmenin ve akıp giden çağa dur demenin arayışıdır bu mezar. Eğer ruhumuzu tekrar almak istiyorsak bize o ruhu verene gitmek gerek. Yere, göğe ve bütün kâinata bir ruh veren Rabbimize gitmek gerek. İşte o zaman secdedeki bir fısıltının göklerde yankılandığını hissedecek ve özümüze döneceğiz inşallah. Ruhunu kaybedenler yaşarken ölürler. Ruh sahibi insanlar ölse de yaşarlar.

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla