Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

11 Eylül 2020

Sonsuz Uykuyu Dinleten Aşk Selene ve Endymion

Ay tanrıçası Selene’nin iki kardeşi olan şafak tanrıçası Eos ve güneş tanrısı Helios arkada gök-yüzünde görevlerini yapmaktayken zamanın geçip sıranın ay Tanrıçasına gelişiyle Selene’nin sevgilisi Endymion ile kavuşma vakti işlenmiş tema olarak Selene hilal başlığı ile işlenmiş olduğu anlaşılmak-tadır Endymion ise yerde çoban asası ve Selene arkasında bulunan köpek ve Helios’un at arabası-nın bulundu yerdeki otlanan sürünün parçası olan hayvanlardan kimliği anlaşılmaktadır.

Bu iki aşığın aşkı mezar lahitlerinden tutunda, duvar mozaiklerine, duvar resimlerine, tablolara ve vazolar … dahil olmakla birlikte çok fazla yüzey ve alanda işlenen konulardandır farklı isimlerle ananlar olsada biz Yunanca İsmi ile Selene olarak Endymion ile olan hikayesini ele aldık.

ÖNEMLİ BİLGİLER:

Ay tanrıçası Selene , şafak tanrıçası Eos ve gü-neş tanrısı Helios, Hyperion ve Theia adlı Titanların çocuklarıdır.

SELENE, ayın Titan tanrıçasıydı. Bir at üzerinde bir yandan bisiklete binen bir kadın olarak veya bir çift kanatlı stevin çizdiği bir araba sürerken tasvir edildi. Ay küresi ya da hilal, ya başının üzerine bir taç ya da yükseltilmiş, parlayan bir pelerinin kıv-rımıydı. Bazen bir öküz takımını sürdüğü söylenir ve onun ay hilalleri bir çift boğa boynuzuna ben-zetilirdi.

Parlak ayın çevresinde sayısız yıldız

Rüzgarsızken duru gökyüzü nasıl yanarsa ışıl ışıl.

Bütün doruklar, sivri kayalar ve çayırlar

Nasıl serilirse göz önüne, gökler yırtılıp da açılır,

Tekmil yıldızlar görünür, ferahlar yüreği çobanın…

Endymion efsanesi Homeros’un bu birkaç dize-sinden doğmuş gibidir. Ama bu efsanenin asıl kahramanı eski adıyla Latmos, bugün Beşparmak diye anılan dağdır. Beşparmak dağının eteğinde Menderes ırmağı kendi ovasınca akarak bin bir dolanışla gümüşten aylar çizer. Koca ırmak Bafa gölüne ve batıda Adalar denizine pırıl pırıl boşanır. Geceleri Bafa gölü tepsi dolusu gümüştür.

Beşparmakların görkemi insan hayalini uzak geçmişlere, kıtaları sarsıp dağlan birbirinin üzerine yığan büyük yer sarsıntılarının çağına götürür. Beş doruğunu bir elin beş parmağı gibi göğe uzatan bu dağa bakarken o depremlerin gürleyişini duyar gibi olur insan. Ama ay ışığı bu dağların sertliğini şeker gibi eritir ve çatık kaşlarını çözer. O zaman insan bir dünya manzarası değil, yeryüzüne paldır küldür yıkılmış bir cennet görmüş gibi olur.

Endymion efsanesi işte bu dekor içinde doğdu. Endymion, Beşparmak dağında sürülerini otlatan bir çobanmış. Kavalından başka bir varlığı olma-yan yoksul bir çoban. Gündüz kayadan kayaya hoplayan boynuzlu, sakallı kara keçilerini gözler, yamacın mis kokulu kekiklerini yiyen sürünün titrek meleyişlerine kulak kabartırdı. Kavalı Endymion’un biricik dostu, sırdaşıydı. Dağlarda yapayalnız yaşamanın verdiği hürlük, açıklık duygusunu da, kalabalık şehirlerde oturan hemcinslerine özlemini de hep bu kavala söylerdi. Endymion’un kavalı yalnız çobanın sevincini, özlemini söylemekle kalmaz, kara dorukların, yeşil çimenlerin, bulut bulut yapraklarıyla sağa, sola serpilmiş ağaçların, cıvıl cıvıl akan suların da seslerini duyururdu.

Bu ıssız dağlarda Endymion’u ne gündüz kavalını üflerken, ne gece taze çayırın üstüne uzanıp sere serpe uyurken kimsecikler görmezdi. Yalnız, ay ışığı görürdü onun gürbüz bedenini, erkekçe güzelliğini. Ay tanrıçası Selene, Endymion’a baka baka, gönül vermiş ona. Her gece üzerine eğilir, gümüş ışığıyla onu sarıp çayırın üstüne yatınca kollarını sevgilisine açardı. Selene de gökte ne zaman doğarsa, nerede doğarsa, hemen çobanına koşar, gövdesini ışınlanyla sarar, öperdi.

 

Ne var ki, Selene bazı gece daha çok, bazı gece daha az kalırdı sevgilisinin yanında. Ayın Endymion’la hiç birleşmedigi karanlık geceler de vardı. Onlar Beşparmakların dorukları gibi kara, korkulu bir bekleyiş içinde geçerdi. Ama bu bekleyiş uzun sürmez, ilk ay gökte gözüktü mü, Endymion’la Selene gene kavuşurlar, denizden yeni çıkmış balıklar kadar serin, diri, parıltılı gövdelerini birbirlerine degdirirlerdi. Her buluşmada ilk defa buluşuyormuş gibi olurlar, hiç tatmadıkları bir tadı dudaklarında eme eme duyamazlardı. Her öpüşte gövdeleri daha da aydınlanır, tepeden tırnağa nur kesilirdi, Endymion’la Selene için sevgi, ışığın ta kendisiydi.Ölümsüz tanrılar kimi zaman kıskanır insanların mutluluğunu. Sevgiyle insanların bir çeşit ölümsüzlüğe ermelerini, tanrılara denk gelmelerini istemezler de ondan. Ama tanrıların tanrısı Zeus, Selene ile Endymion’un bu hep yenilenen bitimsiz sevgilerinden hoşlanmış, Beşparmak dağlarının yoksul çobanına bir armağan vermeyi kurmuş. Dile benden ne dilersen, demiş ona. Endymion da ne dilesin, ölümsüz bir uykuyla uyumayı dilemiş.

O gün bugün Beşparmak dorukları ay ışığında karlı gibi ağarır. Ulu çamları uyuyan ve ışıklı düşler gören insanlara benzer. Nereden geldiği belirsiz bir esintiyle yaprakları ürperir, fısıldaşır zaman zaman. Ay ışığı göklere parmak uzatan doruklardan aşağı şu şırıltısı gibi şarıl şarıl akar. Yamaçlarda çobanların yaktığı ateşler mavi mavi tellenen ince dumanlar salar. Endymion’un kavalı yankılanır kayadan kayaya. Hep aynı sestir o, dağların ıssızlığı-nı, insanların özlemini söyler. Ayın çevresinde yıldızlar kıpırdaşır. Gökler sanki yırtılmış, açılmıştır. Beşparmak’ların çobanı Endymion’un ışıklı, ölüm-süz mutluluğunu gözümüzle görebiliriz.

SELENE VEYA SELENE&ENDYMİON KONULU ÖRNEKLER:

Ay tanrıçası Selene, iki kanatlı steven tarafın-dan çekilen bir biga arabası kullanıyor. Tanrıça bir gece şapkası giyer ve ayın diski ile taçlandırılır.

Uyuyan çoban Endymion sevgilisi, ay tanrıçası Selene (Roma Luna) tarafından ziyaret edilir. Kahraman bir ağacın altına, bir yandan avlanma mızraklarına ve onun yanında bir tarakla uzanır. Tanrıça, gümüş rengi bir elbise içinde giyinir ve ayn hilaliyle taçlandırılır.

Hasan Mutlusoy

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x