Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

11 Eylül 2020

Tarihin Makus Talihi Çölün Gelini Palmira Antik Kenti

Dini ticari bir merkez olan Palmira Tadmor ted-mur gibi isimler ile de anılmıştır. Hatta bu isimle tevratta da anılmaktadır mö 2000’lere dayandığı ve hz. Süleymanın kurduğu söylenen kent mucize anlamındadır. Yunan, Roma, İran kültürünün izlerini taşıyan Palmira UNESCO tarafından Dünya mirası listesine yazılmıştır. Palmira konumu Bizans ve Roma dönemlerinde Hint okyanusu ve Akdeniz arasında bulunan Fırat ve Dicle nehirlerinin geçiş yolu olan şehir önemli ticari bir merkez olmuştur. Ticaret kervanlarının geçiş noktasında bulunması nedeniyle ’ÇÖLÜN GELİNİ’ yada ‘ÇÖLÜN KÖPRÜ-SÜ’ olarak ta anılmıştır. Çeşitli tapınaklar bununan Palmira dini kent olması hasebiyle Baal tapınağı da önemlidir ayrıca duvarlarında peçeli kadın silüetleri bulunan tapınak kültürel mesajlar veriyor bizlere. Şehrin önemi tarihi yapılarından biri de insan kabartmaları olan mezar taşlarıdır. Palmiyeler arasın-daki çöl kumunun rengini almış pembe yapılar in-sanı tarihin ve kültürün büyüsüne katıyor bugünden bir süre uzaklaştırıyor. Palmira yönetim açısından serbest bir yermiş. Kısa bir dönem kraliçe Zeno-bia (zennube zeyneb)ms 3 yy 2.yarısına dek şehirde hüküm sürmüş sonra Roma imparatorluğu müdahale ederek Zenobia’yı yenmiş altın kelepçeler vurulan Zenobia İtalya da mahkum edilmiştir.

Müslümanların 634 yılında kente ayak basması dönüm noktası olmuş. 636 yılında Khalid ibn Wa-lid tarafından fethedilen şehirde 6. yüzyılda vahayı tepeden gören noktaya kale yerleştirilmiş. 70 yıl öncesine dek şehirde yaşam devam ediyormuş köy evleriyle doluymuş Günümüzde ise durumu içler acısıdır.2015 yılın-da İŞİD terör örgütünün 10 ay boyunca ele geçirdiği şehir yağlamalanmış büyük hasarlar verilmiş kanlı sahnelere şahid olmuştur. Son olarak İŞİD’in elinden alındıktan sonra şehirde klasik müzik konseri verilmişti.

Şam valisi Esad Paşa tarafından 1753 te yaptırılan han Osmanlı dönemi bedestenleri il genel anlamda ötüşür Hamidiye medresesi ve Buzuriye hamamına bitişik olmakla birlikte Şamın en ünlü ve en büyük hanıdır.Osmanlı bedestenleri geleneğini sürdüren bir eser olarak yapıldığı tarih bakımından da bedestenlerin sonuncusunu teşkil etmektedir.Kayseri Ga-lata bedestenleri örnek gösterilebilir. Dokuz kubbe, kare avlu, şadırvan havuz pencereli kubbe kasnakları ve itinayla bezenmiş fenerlere sahip olan han siyah beyaz yontulmuş taşlarla yapılmış. Ortadaki dokuz kubbeli avlusunu araştırmacılar “Yakındoğu’nun en etkileyici mekânı” olarak tarif ederler. Harap halde ve iki kubbesi çökmüş durumda olmasına rağmen Şam esnafı burada Cemal Paşa için 1918’de bir kabul töreni yapmıştır.Şimdi ise Esad rejimi Osmanlı kervansaraylarını varil bombaları ile isabet alarak büyük ölçüde tahrip etmiştir

ŞAM EMEVİYYE CAMİ

Suriye’de bulunan tarihi eserlerden bahsetmişken Emevi Caminden bahsetmemek olmaz.Bu topraklar bilindiği üzere kadim topraklar-dır pek çok medeniyeti ağırlmamıştır. Mö. birinci yüzyılda Şam da Roma mabedi ve harabeleri yanında bulunan Aziz Yohannes (Yahya) kilisesi konumuna yapılmış ilk başlarda mabed yarı yarıya kullanılmış daha sonra melik yeni kilise yaptırmak suretiyle tamamen camiye çevirmiş. Bu sebepten ötürü İsa as. Kıyamet e yakın ilk buraya beyaz mi-rareye ineceği ile ilgili rivayetler bulunuyor. Emevi halifesi Velid b. Abdülmelik tarafından 705 ile 715 yılları arasında Bizans imparatorunun gönderdiği işçilerle yaptırılmış.

Pek çok kez tahrip olmuşsada onarımlarla mimari genel hususiyetlerini koruyarak günümüze ulaşmış. İslam sanatının ilk eserlerlerinden olup bugüne ulaşması heyecan verici. Onarımlardan ilkini Selçuklu sultanı Melikşah ikinci onarımını ikinci Abdulhamidhan yaptırmış. Dikdörtgen plan-lı yapının dört farklı mihrabı Şafi, Hanefi, Maliki, Hanbeli mezheblerini temsil ediyor ayrıca hz. Yah-ya’nın ve Kudüs fatihi Salahattin Eyyubinin türbesi bulunuyor. Burananın onarım bakım vehahut bu-rada verilecek eğitim masraflarını karşılaması için 1.Velid den itibaren vakıflar kurulmuş Yavuz Sultan Selim de bu vakıflara çokça yardımda bulunmuş.

Emeviye caminin üç minaresi vardır doğuda bulunan minaresi İsa minaresi diye anılır,günaybatı daki minaresini Fatih Sultan Mehmed yaptırmış ismi Kayıtbat ismi verilmiş. Üçüncü ve en gösterişli minare düğün veya gelin minaresi denir.

Bu cami Şiiler için hac merkezi niteliğindedir. Bunun sebebi ise Kerbela olayı sırasında başı gövdesinden ayrılarak öldürülen Hz. Hüseyin’nin başının buradaki yeşil camekanlı küçük bir türbe içinde olmasıdır. İnananlar türbe içindeki bir bölüme başlarını koyup ağıt yakmaktadırlar.

Dikdörtgen planlı cami, 136 x 37 m. boyutlarında bir ibadet mekanı ve 122,5 x 50 m. boyutlarında bir avluya sahiptir. Avlusu iki katlı revaklarla çevrilidir. Bu revaklar camiyi üç yandan çevrelemektedir.  Avlunun ortasında sekizgen planlı bir şadırvan bulunmaktadır.Geometrik motifler, cennetten alınan tasvirler, Suriye’deki şehirler, manzaralar, tiyatro sahneleri, üst üste binmiş evler, kentler, büyük ağaçlar, ve çağlayan sular gibi kompozisyonlar mozaiklerle gösterişli bir biçimde işlenen cami İslam tarihi açsısından fevkalade bir eser…Elbette bu yapıda savaştan nasibini alıyor. Suriye de bulunan Roma ,Emevi, Osmanlı devirlerine ait üç tarihi eserden bahsettik. Tarih bir yandan bizim dini fikri kültürel kodlarımıza işlediği için hep yarına müdahale edecek. Ki yalnızca bulunduğumuz coğrafya dan bahsetmiyorum dünya da oynatılan her taş evrensel önem arzediyor.Nasip olursa diğer Türk cumhuriyetlerinde ki önemli merkezlerden ve Fars kültüründen farklı kültürlerden bahsetmek isterim. Modernite ile birlikte zihinlerimizde yer alan ulusçuluk fikri ile birlikte genel perspektiften bakmamaya başladık coğrafyamızı dar alanlarla sınırlı tuttuk. Açıkçası doğduğumuz coğrafya bizim kaderimizdir bizi başkasından ayıran ise yaşamı-mız boyunca karşılaşacağımız sorunlar. Suriye de ise bir milletin savruluşuna şahit oluyoruz. Aslında biz kültürel miraslarımızı kaybediyoruz. Suriye de yaşanan dramı sadece onlara has bir sorun olarak eddedip görmezden gelmek cahilce bir tutum olur. Akşam yiyeceğiniz yemeğe dek işlemiştir kadim tarihimizdeki her bir ulusun elleri.1918 öncesine dek 500 yıl birlikte yaşadığımız topraklardan bahsediyorum. Savaş zamanı yiyen bitiren işlevsiz kılan bir kanser hücresidir dün, bu-gün yada yarın..

Hatice Horuz

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla