Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

18 Temmuz 2021

Unutmadan Unutmak

Yaşadığım şu kâinatta bütün eşrefi mahlûkat ile ortak bir yönüm var. Şu anda bu yazıyı okuyan seninle de ortak bir yön bu. Öyle bir şey ki bana göre yaşamın giden kısmını acıdan anıya dönüştürüyor. Sadece hatırladığın an gözlerin doluyor ve gözünü sildiğin an yerine dönüyor. İşte böyle güzel bir nimet unutmak. Katiyen dayanamayacağımız acıları, türlü hastalıkları ve hatta ölüm acısı bile siliniyor belleğimizden.

 Zülfü Livaneli’nin de dediği gibi; eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, insan unutmadan hayatını sürdüremez. Hiçbir şeyi unutmadığımızı düşünsenize. Her şeyi ilk andaki gibi aynı hisle yaşadığımızı ve her saniye gittikçe artan bir boşluğun içine gömüldüğümüzü düşünün. Yaşanmaz ve çekilmez hale gelirdi dünya. Çünkü bazen bir acı öyle ağır gelir ki bize dünya başımıza yıkılsın bir daha da kimse kaldırmasın isteriz. Hayatımız boyunca böyle hissetmemiz bize sadece azap verir. İşte burada devreye unutmak girer. Unutmak olmasaydı insanlar akıl sağlığını yitirirdi. Çünkü herkesin bir dayanma sınırı var bir dayanma gücü var. Üst üste biriken olumsuzluklar içinde insan boğulunca çok sağlıklı düşüneceğini zannetmiyorum. Unutmak kadar çok rolü olan zaman faktörü de var tabi. Unuttuğumuzu zamanla fark ederiz. Acıyı zamana yedirir ve yolumuza bakmaya çalışırız. 

Bir gün öleceğini bilen bizler hiç ölmeyecek gibi payidar bir hayat varmışçasına yaşarız. Ama sürdürdüğümüz bu hayatın bir gün Osmanlı tokadı gibi sert ve iz bırakan bir tokatın zamanla izinin kaybolması gibi. A dan Z ye her şey ilk günkü heyecanını kaybedecek, kırgınlıkları ve acıları silecek beynimizden. Tıpkı bebekken söylediğimiz ilk kelimeyi hatırlamadığımız gibi unutulup gidecek hayatımızdan.

Zeliha EDE

 

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla