Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on telegram

Tüm Yazılar

21 Ekim 2020

Yeni Krallık Lidya

Bireyin idealizmi, toplumun ütopya heyulâsı cayır cayır yanmakta içimizde. Ancak bunları savunan da, telakki eden de, bundan bihaber yaşayan da; yanlış vaziyette kıvılcım çakmış bir kor ateş’i ellerindeki yelpazelerle körüklemekte. İnşâ evvelce fikirde başlarsa hangi fikrin ustasını dinlemek gerekir? Yolların izleri gibi kendileri dahi kaybolmadıklarını ispat edecek ne tür bir kazanıma sahipler? Merhameti dilenen adamdan daha zalim kim olabilir? Hepimizin içinde Çoban Gyges yatıyor; öyle ki en ufak bir yüzüğe karşılık dürüstlüğümüzü, iyi niyetimizi insaniyet tacirlerinin elinde paralayabiliriz. Peki birey böyle çatlak ilişki ve ruh yapısındayken toplumun ütopyası gülünç bir mefhum haline düşmez mi? Hayatlarından çelişkiye bambaşka boyut kazandıran, “yeni” dekorasyonları çıkardığımızda içi boşalmış bir tenekeye vurur gibi onurlarına vurduğumuzda çıkan ses, o yalvarıcı, masumiyet abidesi ses alter egolarının ve megaloman vaziyetlerinin söndüğü andaki sesi değil midir? Şimdiyse, az evvel yerde kıvranan kendileri değilmiş gibi parmağa büyülü yüzüğü taktıklarında çobanlıklarından eser kalmamış halde sarayı işgal ediyorlar. Gyges biziz, bizim görünmeyen yüzümüz. Gelenekler, eğitimler, kararlar, söylenilenler ve yapılanlar görünmeyen yüzümüzü içten içe kabartıyor. Hamurumuza katılmış maya gibi kabardıkça gücü arzulamaktan ve bunun zevkiyle hoş olmaktan vazgeçemiyoruz. Günah kimsede değil; cümlelerden hiçbir yabancı fikir, insan, halk çıkarılamaz.

Tek gördüğümüz yabancı; içimizde saklanmış, dürtücü güç olmadan uyuyan, ara sıra yüksek sesle horlayan bir mahluk. Onun uyanma sebebi bu güce sahip olup da kullanamamak, hepimizi iyi insanlar olmaya zorlamakta; yardımsever, hoşgörülü, samimi birer iyilik meleği gibi. Zihinlerimizin kural topraklarına ektiğimiz, şuuraltımıza bile isteye ittiğimiz, bir garip tahayyüllerimiz şimdiye dek bize anlatılan düşmanca masallardan güç almış, en ufak bir travmada mağarasından çıkmaya ant içmemiş midir? Gyges yüzükle tanışmadan önce krallığın en sadık hizmetkârlarından biriydi; öyle biliyordu ve ihanetini gösterecek bir cesarete ihtiyacı olacağını düşünmüştü, yüreğinin derinindeki mahzende yıllardır uyuyan benliğiyle.

Kötü nedir? İcraata geçmiş iyi niyetli fenalıklar mı yoksa pratiğe geçmeden akılda oluşan kötümcül beyin sancıları mı? Geçmeli bunları, sonuca varmalı; içimizdeki Gyges’i uyandırmamanın yolunu bulmalı. Ahlâksızlıklar ziyadesiyle mevcut, o halde ahlâksızlıkları gülerek cezalandırmalı. Gelenekleri gülerek değiştirmeli: “Castigat ridendo mores!” Bizi birbirimize kırdıran her meşguliyeti ardımızda bırakarak karanlığa yürüyüp her birimiz bir ışık olacak halde karanlığı yok etmeli.

“Çünkü sen, varlığının en güzel manasını kendinden olmayanda bulursun.”

Mihriban CEYLAN

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Araç çubuğuna atla